24 Kasım 2009 Salı

donuz kiribi :))

emince de domuz gribinin adı "donuz kiribi" :))
-anne ben donuz kiribi olmıcam sen ol !
-ay annem hiç birimiz olmayalım ..
son dönem ülke gündemimiz olan (ah bunu yazınca bi de beni bekleyen güzel bir mim olduğunu hatırladım sanki unutmuşum gibi :P ) domuz gribi,bizim evinde baş gündem konusu son günlerde..
her ne kadar şişirildiğini,abartıldığını düşünsemde yine de psikolojim bozulmuş durumda :)) aslında normalde şu şekilde düşünüyorum..
zaten normal gripten malesef ki binlerce insan ölüyor bu ülkede..ama tabii onların gün gün çetelesi tutulup halkı paniğe sevketmediklerinden biz bunlardan bihaber yaşıyoruz..gripten insanlar ölüyor bu bir gerçek...
ve bana ilginç gelen bir başka olayda bu griplerin moda akımı gibi gelip senesini doldurup sonra ortadan kaybolmaları..bu senenin modası domuz gribi...geçen yıl kuş gribi vardı ondan önce başka bişey..bu sene kuş gribini kimsenin anımsamadığı gibi muhtemelen sağsalim bu salgını atlatırsak seneye domuz gribini de anımsamayacağız..
bu durum bana , eğer tahmin ettiğim gibi bütün bu karmaşa aşıları satıp milyon dolarları cebe indirmek için oluşturulmadıysa,kesinlikle laboratuar ortamında üretilip biyolojik silah olarak kullanıldıklarını düşündürüyor..
bir diğer ilginçlikte hayatını kaybedenlerin nerelerden olduğunun açıklanmaması..
neden? mantıklı bi açıklaması olan var mı? yani neden atıyorum Türkiye'nin bi ucunda olan bi vaka için ben diğer ucunda panikliyorum? ya da ölüm vakasının yaşandığı ildeki,ilçedeki insandan,çok yakınında bir yerde bu hastalıktan bir insanın öldüğü saklanıyor? açıklayın kardeşim nerden olduğunu ordaki insan önlemini alsın..belki aynı otobüse bindi o adamla Allah Allah !
haberlerde diyor "İstanbul'da bilmem kaç okulda domuz gribi çıktı" hangi okulda çıktı? niye söylemiyorsunuz kardeşim? belki benim yeğenim o okulda okuyor..belki benim çocuğumla temas halinde sürekli ne biliyosun?belki ben o okulun anaokuluna başvuracağım?
halkı paniğe sevketmemek içinmişmişmiş..panik olmayan kaldı mı Allahaşkına ?

ve aşı olayı..ona hiç girmiyorum zaten..herkes ikiye bölünmüş halde..doğru ya da değil ama bu aşının ilerde bi problem çıkarma ihtimali tek bir kişi bile söylemişse eğer ben bu aşıyı vurdurup ondan sonraki herşeyi "acaba aşıdan mı oluyor?" diye ona bağlayarak panik halde geçiremem..geleceğimi ve ailemin geleceğini ipotek altına almak gibi bişey bu bana göre..sürekli tedirginlik..sürekli huzursuzluk...ha aşı hakkında son haberlerde artık işe yaramayacağı yönünde:) artık haber bile seyretmiyorum sinirlerim zıplıyor...

ve tanıdığım konuştuğum hiçbir doktor aşıyı önermedi..önerenler vardır tabii bana denk gelen olmadı..bana tavsiyeleri "zatürre aşısı" olmamız yönünde..ve ben bu aşıyı yaptıracağım diğer önlemlerin yanında..

abartıldığı kadar olduğuna inanmıyorum..ama "anne" yanım bana paranoyakça önlemler aldırıyor :) ne yaman çelişki :)
hatta yasin'in "amaaannn ne korkucam grip benden korksun bana bişey olmaz" şeklinde klasik türk erkeği triplerini de bu şekilde kırdım..
ben : yasin sen atlatırsın belki ama eve taşırsın bu çocuk atlatamaz...
yasin : yaw duş jellerinin de antibakteriyel olanı var mı?ben eve gelince duş almadan girmesem içeri...demeye başladı çocuğu söz konusu olunca :))

artık mümkün olduğunca ev ziyaretlerine gitmiyoruz,misafir kabul etmiyoruz :) kazara bize gelen olursa direk önce banyoya sokup ellerini yıkattırıyoruz dün yaptığım gibi :) genelde tepki kahkalarla beraber
-yaaa bana niye pislik muamelesi yapıyosun? :)))
oluyor :))
ben : sus sus iyice yıka ellerini :)))

bayramda hemen yakınımızdaki yerler dışında hiç bir yere gitmeyeceğiz..tabii gittiğimiz yerlerde emin'in ağzında maske ve ellerimiz jellerle dolu olacak :)
"çok üstüne düşüyosun" şeklinde bidi bidi yapanlarla kısa ve net cevaplar verilecek "sana ne?"...evet çocuk benim çocuğum sana ne?
normalde de dışarı çıkmıyoruz mecbur kalmadıkça..dışarıyla tek bağlantımız yasin..o da olağanüstü önlemler alıyor..geçen markete benimde gitmem gerekti.çok komktik :) emin'in ellerinde eldiven olduğu halde market arabasını mendillerle baştan aşağı dezenfekte ettik :) emin'le anlaşma yaptık "kaşkolunla ağzın hep kapalı olacak açarsan bütün aldıklarımız geri bırakırız :)"
sonra çocuk "mek dabıs" (mc donald's) istedi :) biz önce bi panikle "olmaaaazzz!!" dedik yasin'le insan içine çıkma korkumuzdan dolayı :) sonra dedik arabaya servis alırız.ki öyle yaptık temas minimuma inmiş oldu :))
sonra pazara gittik :) ama eşarpçının yerini cm cm hesaplayıp direk tezgaha arka kısmından dalıp,yine kimseyle fazla muhatap olmadan eve döndük :))
Allah'tan kışı severim,kışın evde durmayı severim :) yoksa hayat çekilmez olacaktı :)

bunlarda o gün giydiklerim :)
(fotoğraflar tarafımdan özellikle bozulmaktadır..)

pembe-griden sonra şimdide sürekli bunu takıyorum :)) hatta bu eşarbın aynısı şu an satışta tık tık

bol sağlıklı günler herkese :)

23 Kasım 2009 Pazartesi

yayındakiler , sıradakiler :))

çatı katı cicileri'nde bugün...

ve sonra sırada bunlar var :))

22 Kasım 2009 Pazar

benden kısa kısa :))

ah benim nerdesin diye mail atan güzel arkadaşlarım :) şimdi girdim eve..bugün günlerden sonra dışarı çıktım zor döndüm :)
maillere dönemiyorum iki gündür içim çok huzursuz oluyor sanki kaale almadığımı düşüneceksiniz diye stres oluyorum... o sebeple buradan duyuru yapayım dedim :) bu gece ilgileneceğim inşallah..
ah yazacak çok şey birikti ne badireler atlattı bu blog sahibesi bilseniz :) komik şeyler ama şöyle bi ipucu vereyim ki bunlardan biri emin'in lazımlığını salonun ortasına boca etmesiydi mesela :))
neyseki alt katın boş olması sebebiyle gecenin bi yarısı da olsa halı yıkayabiliyorum :P

ayrıca bu gece çok cici eklemeler yapacağım diğer bloğa :) yeni eşarplar gelmiş hem ithal eşarp kalitesinde hemde yarı fiyatına :)ama galiba yarısını ben alacağım :))

ve mail olarak eşarplarımı nerde sakladığımı soran ve google aramalarıyla "çatı katı eşarp dolabı" aramalarıyla bloğa gelen arkadaşlar (ceren sana da yazdım yorumda zaten) sizlere post hazırlayacağımı yazmıştım ama yazmayacağım :))))))))) bu gece resmi çekiyorum..1-2 kişi sürekli mailleştiğim insanlar olduğundan onlara hemen yollayacağım ama diğer arkadaşların maillerini kaydetmemiştim post olarak hazırlayacağım diye :) bana yeniden mail atarsanız sizede yollarım fotoğrafları..
şimdilik kaçtım toparlamam gereken (hiç sanmıyorum ama :) bi ev var :))

haaa bir de hediye paketi hazırlamam lazım ehhehehehe :)))


ah unutmuşum utandım kendimden hemen ekliyorum :) yeni gelen izleyicilerimiz hoşgeldiniz :) her zaman dediğim gibi beni izlemeye değer bulduğunuz için teşekkürler :)

21 Kasım 2009 Cumartesi

BİR BLOĞUM DAHA VAR :))

aslında bir haftadır var :) ama araya emin'in rahatsızlığı girince yayın hayatına başlatamadım bi türlü...

işte burası ÇATI KATI CİCİLERİ :) herkes biliyor evde fazlalık hiç bişey tutamama huyum var..kullanmadığım şey beni rahatsız eder..uzun zamandır gittigidiyor'dan şatış yapıyorum zaten bu tür şeyler için..ama aklımda bunun için bi blog daha açma fikri vardı..
fikir bana ait değil tabii :))
buna özellikle çok dikkat ediyorum..olması gerekende bu zaten..bir kişiden esinlendiysek veya fikrini beğenip uygulamaya geçtiysek ve bunu insanlarla paylaşıyorsak,fikir sahibine ve emeğine saygı göstermek anlamında adının geçmesi gerek diye düşünüyorum...

ilk olarak SIKILDIM SATIYORUM bloğunu gördüm.ve yanlış bilmiyorsam blogda sergileme olayını ilk bu blog başlattı..daha sonra KOKOSH SAYFA'nında bir blog açtığını görünce bende deneyeyim dedim..
zaman zaman hatta bu ara fazlasıyla (çünkü dolap boşaltma ve tarz değiştirme işine girdim :) eklemeler yapacağım..çoğu zaten blogda gördüğünüz kıyafet ya da eşarplar olacak..hem bloğuma girenler ziyaret etmiş olur hem google aramalarıyla gelenler olur zannediyorum..

tabii beğenilmesi halinde satışlar blog üzerinden olmayacak..bu yasal değil çünkü...beğenen kişi yorum ya da mail ile ulaşır gittigidiyor ya da sahibinden.com üzerinden satış yaparım...sahibinden.com'u daha çok kullanırım sanırım çünkü en azından listeleme ücreti almadıklarından fiyatların üzerine ekleme yapma durumu minumum düzeyde olur..
işte durum budur :)
ÇATI KATI GİYSİLERİNİ SATIYOR :) şimdi çok işim var bi ton şey ayıklamam lazım :))

sevgiler öpücükler...

dipnot olarak eklemek istiyorum..daha önce başına gelen tanıdıklarım olması sebebiyle "ihtiyacı olan birine ver ne satıyosun? " (ki bu en terbiyelisi ) şeklinde artniyetli olarak gelebilecek yorumlara istinaden en baştan belirtmek istiyorum..
zaten belli aralıklarla toparlayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığım bir sürü şey var..bunun için postlarımda sık sık bahsettiğim en iyi arkadaşım Selda bana yardımcı oluyor..kendisi belediye de çalışıyor ve tek tek ihtiyaç sahiplerini belirleyerek kendi elleriyle teslim ediyor..bunun için içim çok rahat gerçekten ihtiyacı olan insanlara ulaşıyor çünkü..bunu "iyi bir insanım yardım yapıyorum bilmem ne" demek için yazmıyorum.zaten atla deve değil bu ekonomik durumda yapabildiğimiz yardımlar..en başta açıkladım neden yazdığımı..zaten kimin ne iyilik yaptığı kendiyle Allah arasındadır..kalbi fesat olan buraya uğrayıp yorum yapma zahmetinde bulunmasın lütfen ;)

19 Kasım 2009 Perşembe

fiyonklandım :))

pek çok bayan gibi bende fiyonk delisiyim :) ve bu durumu farketmemde çok ilginçtir...bir gün alışveriş yaparken yasin'le vitrinlere bakıp oyun oynuyorduk...

"bil bakalım hangi ayakkabı (takıyı,bluzu vs.) beğendim?" şeklinde bi oyun bu...tavsiye ederim deneyin eşlerinizle çok eğlenceli :) işte böyle biz bu oyunu oynarken yasin bana beğendiğim ayakkabıyı gösterdi..bende dedim

-ya nasıl bildin?ben hiç tutturamıyorum... o da dedi ki
-çünkü o ayakkabının üzerinde fiyonk var :) sen hep fiyonklu şeyleri beğeniyorsun :)

o anda bi ampul yandı tepemde :) "aaaa hakkatteennn" dedim :) hızlıca düşündüm gerçekten hep fiyonklu şeyler almışım.ama bunu bilmeden yapıyordum :)) o günden sonra artık bilinçli olarak direk elim fiyonklu şeylere gidiyor :)

blog dünyasında çok güzel şeyler üreten becerikli blog sahibeleri var ..hepsini biliyorsunuz zaten ben bakarken bayılıyorum çok güzel şeyler yapıyorlar :)

konumuzla alakalı olarakta bol bol fiyonklar,tüller,kurdelalar kullandıkları için ben Moda Sokağı Eylülcüğümün ve sevgili Jeliboncuk'un tasarımlarını çok beğeniyorum..

işte onların kolyelerine,cicilerine bakıp iç geçirirken esinlenerek bende bişeyler yapayım dedim :) tabii malzeme ve hayal gücü noksanlığı sebebiyle ortaya bişey çıkaramayacağım için zaten halihazırda var olan ablamın hediyeleri kolyelerimi çıkardım,üzerlerine birer fiyonk kondurdum :)

ve bayıldım :)) minicik bi ayrıntı ama çok hoşuma gitti evin içinde kolyelerimle dolaşıyorum :)

bu fiyonkta hani diktiğim perdenin parçalarından :)) nasıl bi perdeyse parçalarından bi ton şey yaptım bitmek bilmiyor :))
veee aşağıdaki kolyede nazancığımın bana hediyelerinden biri :)) fotoğrafı ben çektiğim için üzerinde benim blog adresim var ama tasarımı Papatya Prenses blog sahibesine ait..nazancım arkadaşından satın almış.. o da fiyonklu ne şanslıyım di mi? :))

zaten bu fiyonkları her yere kondurasım var :) geçen gün birde sevgili Seyhan'ın bloğunda buna rastladım..şimdi elime aldığım her giyside "bunun neresine fiyonk yapılır yaw?" diye düşünürken buluyorum kendimi :))

18 Kasım 2009 Çarşamba

eşarp bağlama modeli bilmem kaç ? :)))

hani bi japonum var demiştim :) bana eşarp bağlama modelleri yollayıp nasıl bağlanacağını sormuştu...işte ben onu çok ihmal ettim :(
bebeğim tam düzeldi derken tekrar hasta oldu..bu sefer daha mız mız...birde öksürük eklendi üzerine..dolayısıyla anne (ki ben oluyorum o şahsiyet) kendini şaşırmış durumda :)) neyse sadete gelelim :)
japonumun yolladığı fotoğraflardan biri de benimkiydi..bu modeli sormuştu..
aslında bu model bile değil :) öyle kenardan sarkıtmıştım o gün...hemen başlıyoruz anlatmaya...

her zaman ki gibi iki ucu eşit olacak şekilde eşarbımızı çene altından iğneliyoruz...

burada anlattığım günlük eşarp bağlama modelinde iki ucu birden alıp boynumuzun arkasında birleştirirken,bu modelde sadece bir ucu alıp boynumuzun etrafında doluyoruz..diğer uç serbest olarak kalıyor..

daha sonra boşta kalan uçla,boynumuzun etrafında doladığımız ucu boynumuzun sağ tarafında birleştirip bağlıyoruz..

işte bu kadar :) bu model yandan fiyonklu eşarp modelinin benzeri diyebiliriz..

veeee bu harika şeyde kaldera-volkancığımın bana hediyelerinden biri :) evet sadece biri heheheh :))

kendi elleriyle yapmış canım benim :) nasıl süslü nasıl kokoş bişey var ya :) istediğim gibi fotoğraflayamadım bi türlü..simli parıl parıl aslında tam benlik,tam delirmelik :)) zaten bu sebebtendir paketi açarken nazan'ı hiç dinlememiş olmam :))

bir kez daha eline sağlık canııımmm :) ayrıca fotoğraf düzenleme konularındaki yardımların için de çoookkk teşekkür ederim :) sen ve eda olmasanız ben ne yapardım acaba? :))

DİPÇİK NOTÇUK :)

BEN TAM NAZANCIMDAN BAHSEDERKEN O DA BENDEN BAHSETMİŞ :) BULUŞMAMIZI BİR DE ONUN KLAVYESİNDEN OKUMAK İÇİN BURAYA TIK TIK :))

16 Kasım 2009 Pazartesi

ÇATI KATI'ndan KALDERA-VOLKAN geçti :))

geldi...

"kimbilir belki" dedi..."atıyosuunnn" dedim :) ama vallahi geldi :)) hafta sonu bizim evden kaldera-volkan geçti :))
geleceğini öğrenince tabii beni bi telaş aldı günler öncesinden :)ben yine listeler hazırladım üzerlerini çiziktirdim,yasin'in başının etini yedim :))
çünkü kendisi normalde hiç yapmadığı bişey yaptı..markete gitti elinde listeyle döndü poşetleri karıştırıyoruz..
-yasin bu ne?
-penguen (garnitürün markası )
-niye bunu aldın yaa ben bunu mu alıyorum her zaman ?
-aşkım bak bu daha büyük hem daha uygundu hemde diğerinin iki katı diye ben onu şeyettim...
-napiim aşkım ben bu kadar garnitürü yaaa yemek mi yapıcam alla alla bi kaşık bişey katıcam salatanın içine..bozuluyo bu sonra bi kere hayret bişe ya cık cık cık penguen ne bi kere ?

-peki aşkım bu ne? (koca bir kavanoz sarelle var elimde fiyatı yuh! düzeyinde )
-sarelle
-hayatım bütçemizi sarsmayacak normal boyutlarda ve normal fiyatta bişey alsaydın
-ama aşkım bu en güzeli diye bidi bidi....
-hıım garnitürden tasarruf edip sarelleye bayıldık paraları yani ! bi daha yalnız yollamıycam seni yaa

gece son derece huzursuz yattım..korktum birazda..
her şey yorumlarla başladı..içim ısındı kanım ısındı birdenbire nazan'a...önce sizli bizliydi yorumlarımız sonra coştuk :) korktum,çünkü çok güzeldi herşey.."ya bozulursa" dedim..

ben kolay kolay almam kimseyi hayatıma...çok seçerim..yol verdiğim arkadaşım çok olmuştur...çoğu en son ne zaman görüştüğümüzü bile hatırlamaz...öyle hissettirmeden çıkarırım hayatımdan...üzülmemde kimsenin arkasından..dostluk diye bir şeyin varolduğuna inanmıyorum henüz...kimseye de güvenmem...

ama Nazan başkaydı...bu bloğun bana kazandırdığı diğer "başka" insanlar gibi...korktum çünkü olumsuz bişey olurda kaybederim diye düşünmek içimi sıktı...şahsen tanımadığım birine hayatıma dahil etmek için elimi uzattım..ben bile şaşırdım bu duruma...hatta yasin bile...

-emin misin? dedi bana geleceğini duyduğunda...

-eminim,dedim gülümseyerek :)

Nazan kanlı canlı gördüğüm ilk sanal arkadaşımdı...bir insanı görmeden de sevebileceğimin kanıtı...bi bakıma sanal arkadaşlarımı temsilen hayatıma girdi diyebiliriz :) ve onun sayesinde son olmayacak...gece uyurken aklımdan geçenler şunlardı...

"Allah'ım yarın gece bu saatlerde güzel bir buluşma geçirmiş olup huzurla uyumak istiyorum.."

veee büyük gün geldi..ben erkenden kalktım :)) son hazırlıklarımı yaparken aaaa bi baktım hani yasin'in aldığı ekonomik garnitür var yaa o da ne bezelyeler bildiğin çiğ ! kulaklarımdan dumanlar çıktı resmen..yani penguen misin nesin? alt tarafı 2 bezelye bi havuç haşlayacaksın onuda kavanoza çiğ doldurmuşsun yuh! yani vaktim olsa bi 15 dakika haşlayacaktım ha..o kadar çiğ katır kutur..moralim bozuldu ama sonra "amaannn" dedim.."nazan böyle şeylere takılmaz" :)) ne komik di mi? sanki 40 yıllık arkadaşım :))

sonra telefonum çaldı.. kalbim pır pır :)) terasa koştum görebilecek miyim diye?benden önce o gördü :))

sonrası nasıldı derseniz? çoookk güzeldi :)) çok iyi anlaştık bence çok sevdik birbirimizi..bi sürü ortak nokta bulduk hem birbirimizde hem eşlerimizde :) çiğ bezelyeleri ayıkladık salatadan... konuşmaktan bişey yiyemedik :) hele ben hiç sıcak çay içemedim :)

bu da soframız Nazan'ın objektifinden...

bunlarda sedacığımın hediyesi profiterol topları :) o da canım benim yaa bi ton şey yollamıştı kullan kullan bitmiyo :))

çok rahattık var ya sanki yıllardır birbirimize gidip geliyormuşuz gibi..yayıldık koltuklara,güldük halimize :) şaşırdık bolca :)) çok garipti..fotoğraflarını gördüğüm bebeler ve anneleri evin içindeydi...bilgisayarımdan çıkıp eve doluşmuşlar gibi :))

çocuklarda çok güzel anlaştı :) kaldera'yla emin,volkan'ı paylaşamadılar :) hahahahaha çok komikti yarıldık gülmekten :)) emin gidiyo volkan'a sarılıyo kaldera peşinden abisini vermek istemiyo..garibim volkan paylaşılamayan adam oldu :))

kaldera emin ikilisi..çok tatlıydılar yaaa :)) arada volkan olmasa eminim daha iyi anlaşacaklardı :)) emin oyuncaklarını vermedi kaldera'ya (çünkü volkan'ın önüne yığmaya çalışıyordu :) kaldera'da çikolatalarına kıyamadı :))en son birde volkan'ın kemerini kim takacak kıyameti koptu o kadar :)

gitmelerine yakın emin yapıştı volkan'a "abii beni bırakmaaa "diye muhteşemdi ya çok güldük :)) bu fotoğraf tam o esnadan :))

emin boynu bükük küçük emrah kıvamında :) volkan "yaw nasıl bırakıcam çocuğu yazık" yüz ifadesinde :)) bayıldım bu fotoğrafa :))

veee zannetmeyin ki bu hatun eli boş gelmiş :)) Allah'ım beni hediyeye boğdu :)) çıldırdım çıldırdım :) atladım paketlerin üzerine Nazan bana bişeyler anlatıyo duymuyorum bile salyalarım aktı o haldeyim :)) sonradan dedim biraz sakinleşince

-nazan ben seni hiç dinlemedim bi daha söyle hahahaha :))

o da diyo ki "ay emin'e bişey almadım" "aaaa dedim bırak ne alcan bi sürü şeyi var sen hep bana al" :)))) tabii merak ediyosunuz di mi hediyelerimi :)) ama olmaaazzz üstümde göreceksiniz sırıtık ağzımı göreceksiniz kuru kuruya olmaz :)) en kısa zamandaaaaa :)))

iyi ki geldin canım...basit bir blogger buluşması değildi bu benim için...önyargılarımı kırdın...insanların alçakgönüllü,samimi,sıcak ve artniyetsiz olabileceklerini de gösterdin bana.. gösterişsizdi cümlelerin...olduğun gibiydin...yormadın beni...hayatının amacı "hava" atmak olmayan nadir insanlardandın...bunun için özelsin..benim için özelsin...iyi ki geldin...bana iyi geldin.. :)

haa gece nasıl uyudum? mutlu ve gülümseyerek :))