En uygun fiyata eşarp, şal, sunum ve dekorasyon ürünleri.. Tüm modeller için fotoğrafı tıklayınız

29 Kasım 2018 Perşembe

Youtube Kanalım / Oyun videosu çekemiyorlardı videosu :)

Youtube kanalım var ya artık, Rana'da oyun videosu çekmek istiyordu. Dün akşam apar topar hadi çek bi tane dedim. Kendisi yalnız başına olduğunda çok güzel videolar çekiyor ama biz iki kikirdek abisi ve annesi olaya dahil olunca oyun videosundan çok eğlendiğimiz bir video çıktı ortaya :) 
Rana'nın pat pat çocukları yere atması :))

Keyifli seyirler 👋 


İnstagram Hesabım: instagram.com/catikatiilkay 

22 Kasım 2018 Perşembe

Youtube Kanalım / Rana'ya minnak doğum günü sürprizi :)

Youtube kanalımda artık aktif olduğumu blogumda duyurmamıştım değil mi?  
Hadi bu video bahane olsun o zaman :) 
21 Kasım Rana'nın doğum günüydü minnak bir sürpriz yaptık. Çok sevindi kuzum :) 
Girmişken kanalıma abone olmayı ve diğer videolara bakmayı unutmayın. Her videoda yeni bir şeyler öğreniyoruz daha kaliteli olarak videoların devamı gelecek..
Keyifli Seyirler :) 


21 Kasım 2018 Çarşamba

Bugün Ne Giydim? / Sonbahar 🍂

İnstagram hesabımdakilerin  aşina olduğu  bu kareler blogumda da olmasa mıydı :) 
İnstagram Hesabım için buraya tıklayınız ayrıca. 
İlk göz ağrım, evladım çocuğumu büyüttüm de fotoğrafçım oldu kendisi. Armut dibine düşermişin canlı versiyonu. Bilmeyenler için babası fotoğrafçı :) 

Geçenlerde şöyle yağmurlu, hafif esen bir hava olsa da giyebilsem dediğim yağmurluğumu giymek kısmet oldu ve ortaya bu kareler çıktı. 


Yağmurluk / Kap: Yazgı Moda


Jean / Bot: DeFacto 



Kamera Arkası: Uçmuyormuşum gibi çek oğlum :)


Tadaaa! 
İşte fotoğrafçım ve rüşveti :) 


Hoşçakalın :) 

30 Ekim 2018 Salı

Vipfalcom :)


İnstagramda takip edenler biliyorlar tam bir dengesiz teraziyim ve sık sık burç paylaşımları yapıyorum..Fallar burçlar, evet hayatımı buna göre şekillendirmiyorum tabii ama seviyorum böyle şeyleri :) Hayatın renkleri.. Burç özelliklerini okuyup aaa gerçekten tam da böyle demeyi falan.. 
Mesela Tam bir Yengeç, tam bir Oğlak ( ki bu Sevgili yarim :) ve tam bir Boğa tanıdıklarım var bu kadar olur :)

İnstagram Story videolarımı buraya da ekliyorum 🤗 Çatı Katı takipçilerine özel kodunuz "cati50" ile @vipfalcom da baktıracağınız canlı fallar %50 İndirimli 🤗 indirim kodu 10 kişi için geçerli unutmayın. 14 Farklı fal çeşidinden dilediğinizi seçebilir, süre ve soru sınırınız olmaksızın falınızın keyfini çıkarabilirsiniz ✌️ @vipfalcom un en iyi isimleri Emre Fuat YILDIZOĞLU, Roza Abla, Fetullah TANRIKULU, Kırmızı Sezim, Serpil Özlem KAYA, Karaca ve Carolin içinden ben Carolin ile tanışma fırsatı buldum ve çok memnun kaldım 👍🏻 Direk ulaşabileceğiniz linki buraya ekliyorum. Güzel şeyler duyun 🤗😚







27 Ekim 2018 Cumartesi

Kilo Vermede Alışkanlıkları Değiştirmenin Önemi..

Dün (ben şuncacık yazıyı bitirene kadar önceki gün oldu :) salonda ölçüm günümdü.. 
 Artık kilo vermeye çalışmıyorum bu halim benim için okeydir. Daha çok yağlardan kurtulma, kas oranımı arttırma, sıkılaşma vücut şekillendirme ağırlıklı çalışıyorum salonda. 
Son 1 ayda bir deneme yaptım.. Bir gün salatama yağ koymayı unuttuğumu yedikten sonra farkettim.. Baktım hiç bi şey farketmiyo. Ve artık kahvaltılarda yediğim yumurtalara, akşam yediğim salatalara vs. artık yağ eklememeye başladım. Sadece limon suyu ile yedim..  
Artı çok reçel tüketiyordum.. Reçelli yoğurda taktım.. Onda da 2-3 tatlı kaşığı koyduğum reçeli 1 tatlı kaşığına indirdim.. Bakalım spor ve aktif yaşamın yanı sıra bu küçük azalmalar tartıya nasıl yansıyacak.. O çok az koyduğum yağı artık koymamam ve reçel miktarının azalması bana bu ay - 900 gram olarak geri döndü :) Yani yaklaşık bir kilo vermişim.. ( Düzeltme : Aslında tam 1 kiloymuş şimdi farkettim 54.6'dan 53.6'ya düşmüşüm. Hocam yorumlarken 900 yazmış ) Tabii ben spor yapıyorum aynı zamanda, yapmayan birinde 900 gram olmazda 300 gram olur mesela.. Ama mutlaka bir fark olur.. 


Alışkanlıklarınızda küçük değişiklikler yaparak hedefinize daha kolay ulaşabilirsiniz.. Bunu bir düşünün derim.. Minibüsle veya taksiyle gidebileceğiniz yerlere yürüyerek gitmek, avm'lerde, metrolarda yürüyen merdivenleri, asansörleri kullanmak yerine merdiven çıkmak, yürüyerek yeriniz yoksa atıyorum marketten alacağınız bir şeyi çok daha uzaktaki bir markete gidip almak gibi bir sürü şey yapabilirsiniz.. 

Spor ve küçük azaltmaların tartıya yansımasının yanı sıra bir diğer yansıması da eşimin ve sizlerin beğenileri oldu.. İnstagram hesabımda olanlar bu fotoğrafı hatırlayacaktır. Şu yeşil kazağı defalarca giydim.. Hatta bu kazak, dış görünüşümü değiştirdiğimde aldığım ilk parçalardan biriydi.. Kısa kazak giymeyi çok özlemiştim :) Yani yaklaşık 5 yıllık ve daha önce hiç dikkat çekmeyen kazak geçen sefer giydiğimde o kadar çok soruldu ki, çünkü artık üzerimde farklı duruyor.. Omuzlarımda ve kollarımdaki değişimi fark edebiliyorum.. Pantolon ise en son aldığım kot henüz 2-3 aylık ve o da bol gelmeye başladı..

 

Bir şeylerin içine bir şeyler sokabilmek ( hele ki kazak :) her zaman istediğim ama yapamadığım bir şey olmuştu benim mesela.. Çünkü belim her zaman kalın ve doğumlarla birlikte yağlanmıştı.. Şimdi bu hedefime ulaştım.. Hayaldi gerçek oldu :) Fotoğraf eşimle çıktığımı bir akşamdan.. Daha arabaya biner binmez eteğin içine kazak sokabildiğimi farketti ve bu beni çok mutlu etti..


Yani sizlerde başarabilirsiniz.. Bu yazıları aynı hedefe odaklandığımız kadınlar için,motive olmanız amacıyla yazıyorum. Ama şöyle bir durum var.. Herkes 34 beden olmak zorunda değil.. Bunu daha önceden hazırladığım kilo verme yazılarında da belirtmiştim.. Kimsenin sizi baskı altına almasına izin vermeyin. Herhangi bir sağlık sorunu yaşatmıyorsa, en güzel beden, olmayı sevdiğiniz bedendir.. Önemli olan sizin kendinizi nasıl görmek istediğiniz ve nasıl mutlu olduğunuz.. Ben kendimi görmek istediğim beden için çalışıyorum.. Bir başkası farklı düşünebilir ve kimseye laf düşmez.. Toplumda gördüğü baskı ve dayatmalar yüzünden mide ameliyatlarına kadar başvurup, canından olan nice genç insan var.. Bu ameliyatlar eğer gerçekten kilo yüzünden sağlığınızı tehdit eden durumlar varsa yapılmalı. Ve bir kaç yazı okumuştum ameliyat sonrası dikkat edilecekler üzerine, çekilir dert değil..  Kuru ve sıvı gıdaları aynı anda almamak gibi mesela.. Yani kahvaltı ediyorsun çay içemiyorsun benim için kabus olurdu sanırım.. 
Kimsenin size bunu yapmasına izin vermeyin.. Eğer zayıflamak istiyorsanız bunu sporla ve diyetisyen yardımıyla pekala başarabilirsiniz.. Uzun vadede olabilir ama alacağınız sonuçlar kalıcı olacaktır.. İstemiyorsanız  da istediğiniz gibi görünün, bırakın herkes istediğini düşünsün.. 

Öpüyoruummm.. 

İnstagram'dan anlık ulaşmak isterseniz buraya tık tık..

23 Ekim 2018 Salı

Bugün Ne Yaptım 2 :)

Sevgili Günlük

Güzel yorumlarınız sayesinde yine blogumun başındayım ve ona günlük muamalesi yapmaya başladım :) Yazdıklarının okunuyor olması ve istek alması çok güzel bir duygu. Bunu bana yaklaşık 10 yıldır yaşatıyorsunuz içimden geldi teşekkür ederek başlamak istedim :)

Gelelim bugün neler yaptım..
Gece yatarken Emin anne kolum acıyor dedi. Hani futbol kursunda kaledeyken top çarpmıştı.. Şişliği falan inmişti ama baktım sanki tekrar şişmiş. Kesin üstüne bir darbe daha aldı ama söylemiyor çünkü kaleci eldivenlerini çaktırmadan okula götürmüş çantasında buldum. Kesin yine maç yaptı.
Yasin gece gelince dedim sen bi randevu al aile hekiminden ben bi götüreyim yarın. Gittik sabah.. Hasan Bey'le de kanka olduk nerdeyse 3 günde bir gidiyorum. Rana'yı götürmüştüm geçtiğimiz hafta okuldan sağlık kontrolü istemişlerdi. Alerji ilacım bitmek üzere bi de onun için gidicem bir kaç gün içinde  :) Baktı koluna evet şiş ağır bi şey yok çünkü ağrısı yok öyle aman aman. Ama dedi küçükte olsa bi çatlak olabilir film çektirmekte fayda var. Tamam dedik çıktık bizimki bi havalarda çatlak varsa alçıya mı alırlar anne okula gidebilirim yine de di mi ? İmzalattırırım herkese uvvv çok çool falan diyo nelere özeniyorlar çocuk kısmısı :)
Yasin aradı o arada. Noldu dedi dedim böyle böyle. Ben bugün sporum yalan oldu diye düşünüyordum çünkü planımda Rana'yı okula bıraktıktan sonra Emin'i hastaneye götürmek vardı. Yasin dedi sen spora git aksatma ben götürürüm Emin'i hastaneye.. Düşünün sporuma ne kadar ehemmiyet veriyor haha bayılıyo spora gitmeme çok enteresan. 
Neyse hala bekliyoruz işi bitmedi gidemediler hala.. Çocukları okula bırakıp gittim ben spora.. Evliya Çelebi gibi gezdim gene bugün yani ordan oraya.. 
Bu arada Aile Hekiminin ordaki eczanede bir ürün tavsiye etmişti eczacı alerji ataklarım için alerji stop isminde bir jel. Burnuna sürüyorsun hapşırmaları engelliyor falan derken aldım ama ilk deneyim fiyasko :) Şu an hala hapşuruk krizlerindeyim. Zaten sürdün, ilk hapşurmada mecbur burnunu siliyorsun hoop jel gitti. Dur yine de hemen gömmiyim jeli biraz daha kullanayım deneyimleyeyim belki işe yarar.. Şu an gözümün önündeydi.. Kullanıp sonucu bildirmemi bekleyen alerji muzdaripi okuyucu arkadaşlarım var. Bahsedeyim dedim. Valla ilk izlenim böyle kızlar.. 
Spora giderken yolda bi şeyler yiyeyim dedim koştururken ben bi şey yiyemedim spora da gidiyorum hocam duysa canıma okur. Bana şu an yaptığım programı yazarken bak beslenmene dikkat edeceksen yazacağım demişti. Çünkü ben biraz daha zor şeyler yapmak istiyorum.. Tamam dedim bende öyle verdi bana halterli squatı falan.. Normalde güzel besleniyorum protein falan ama işte baen ipin ucu kaçıyor iki çocuklu hayatta. Neyse halk ekmek bayilerinde üzümlü, fındıklı mini ekmekler var hani çok güzel. Denemediyseniz de deneyim çok güzel.. Onlardan aldım 2 tane. Amcaya gösterdim aldım 2 tane diye 1 lira bıraktım. Baktım amca bişey diyo. Kulağımda kulaklık. Çıkardım efendim amca dedim :  Aferin işte bunlar yenir millet poğaça falan yiyor poğaça yenmez bunlar sağlıklı dedi.. Hahaha aha dedim benim kafada amca.. Di mi yaaa dedim yağlı yağlı oturuyor mideye.. Bi de sporda yapmıyorlar amca yaa.. Güldü dedi çok yürüyorum ay dedim inanır mısın bende :) Güldük dedim bundan sonra hep senden alıcam :)
Yarısını yedim neyse, bak yarısını yiyorum onunda :) Hocam sorsa tok musun diye tokum diyebilirim artık zira kilo arttıralım mı bugün halterde diyecektim hihihi :) Ama diyemedim benim programımı yazan hoca yoktu kapıda selamlaştık sonra ben soyunma odasından çıktım baktım yok. Ben kendi kendime ağırlık arttırdım baktım oluyor perşembe günü yeni program isteyeceğim.. İnsan kapasitesi çok ilginç ya. İlk halterli squata geçtiğim kollarımın acısı yüzümden okunuyordu.. Çalıştıkça kapasiten nasıl da artıyor.. 
Neyse salondan çıktım babam arıyor.. Emin'in bileğini sordu ona da anlattım böyle böyle.. Sonra bana başka bi şey sordu anlattım dinledi dinledi dinlerken de onaylıyor beni evet, evet şeklinde sonra şöyle dedi.. Anlamadım ama neyse.. Bi kahkaha patlatmışım yolun ortasında canım ya çok şeker söyledi :)
Sonrası işte klasik aktivite markete uğrama.. Yaa Bim'de sevdiğim bi şey vardı Malatya Pazarı leblebisi böyle dışı çıtır bi şeyler kaplıydı.. Onu paylaşmıştım ben instagramda 3 gün sonra artık gelmeyecek dediler.. Hatta çok gülmüştük maşallah dediğim 3 gün yaşıyor diye.. Neyse ondan sonra, onun kadar sevmesem de başka bi şey keşfettim bu sefer dışı çıtır kaplı fıstık.. Ona sardım ben sürekli alıyorum falan daha da 2 gün önce Emin'le geyiğini yaptık bu da kalkıyormuş piyasadan hahaha şeklinde, bugün gittim kalkmış.. E yuh ama ! Niye bele şeyler yapıyorsunuz ama ne yesin bu kadın çayın yanında ! Çekirdek mi yesin ne kadar yağ var onda tam bırakmış ona mı dönsün ? Niye benim aldıklarımla uğraşıyosunuz ama yaa valla uyuz oldum.. Bu sefer kolay pes etmiciim 8 bin tane Bim önünden geçiyorum yaldır yaldır oraya buraya yürüdüğüm için sürekli, valla hepsinde ne kadar kaldıysa topliciimm. 
Şimdi de işte akşam yemeği vakti, çocuklar sofrayı kuruyor.. Bir kaç parça acil ütü yapıp, günün geri kalanını tembellik ederek geçirmeyi planlıyorum zira dün çok güzel temizlik yaptım aferin bana ihihi.. Aiiyy ödev kabusunu unuttum.. Daha da bakmadım ama inşallah şöyle yazmalı falan bi ödevi vardır Rana'nın.. Öyle olsun inşallah çok amin..

Her zaman ki hatırlatmalarımı aşağıya kopyalıyorum.. Kaçıyorum :)

Bloga yorum yapmak için blog sahibi olmanıza gerek yok ADSIZ seçeneğini seçerek yorumlarınızı bırakabilirsiniz. Ve anlık olarak instagramdan görüşüyoruz biliyorsunuz. Kolay erişim için buraya instagram linkimi bırakıyorum tık tık.. 

Sevgiler :)



22 Ekim 2018 Pazartesi

Son Zamanlarda 25 :)

Tadaaaa !  Ben geldim..
Bir kaç gün önce bilgisayarım geldi. Post bekleyen postoburlarım için bişeyler yazmak istedim.. Yapmam gereken salon temizliğinden de kaçıyor olabilirim şu an o kısmı karıştırmayalım hihi.. Karıştırmamamız gereken bir diğer konuda cumartesi günü 38 yaşına girmiş olmam böhüüü.. En iyi kısmı 3 gündür hala her yerden doğum günü mesajı cevaplıyor olmam ve hala bitirememiş olmam. Doğum haftası falan oldu bir hafta sonra hala teşekkür mesajları atıyor olacağım sanırım.. Cansınız siz..

Hafta sonuna cuma akşamı pilates dersiyle giriş yaptım. Aylardır sırasını beklediğim ücretli pilates seansında nihayet sıram geldi a dostlar. Çok özlemişim. Her ne kadar bana sorulduğunda mesela fitness mı pilates mi yapmalıyım sorularına fitness programı içinde pilates de var, desem de tek pilatesin yeri ayrı.. Fırsatınız varsa her ikisini birden yapın benim gibi.. Karın kaslarım hala acıyor.. En sevdiğim hocalardan biri denk geldi ilk dersimde. O kadar sıklıkla beni görüyor ki fitnessda pilatese tekrar başladığımı, ilk dersim olduğunu farketmedi bile haha :) Bacak germe hareketleri sırasında gözü bana takıldı İlkay sen kendindeki değişimin farkında mısın ne kadar toparlandın dedi.. Bende kibarca evet hocam dedim.. Tabii ki farkındayıımmm sürekli kendime bakıyorum hocaam demedim tabii ihih

İlk derste fire vereceğim diye çok korktum. Alerji atağım başladı cuma günü.. Farkettim ki spora gitmeyi sevdiğim için sanırım alerji atağıma yön verebiliyorum :) Daha önce bir kaç sefer yollarda hapşura hapşura salona kadar gittim ve ders başladığında hapşurmak adına hiç zorda kalmadım.. ( maşallah :) Çünkü bilen bilir alerji atağı sırasındaki hapşurma öyle bir şey ki, hem peşpeşe gelip nefes almana dahi fırsat vermiyor hemde öyle bir burun akıntısı oluyor ki mümkün değil fitness veya pilates yapmak, ellerini kullanamıyorsun bi kere :) Ve yine keşfettim ki ataklar evet ilkbahar ve sonbaharda özellikle ortaya çıkıyor ama o günler içinde de en yorgun veya stresli anlarını bekliyor. Alerjiyle yaşamayı öğrenmek konulu paragrafı okudunuz :)
Yani bu keşfettiklerime güvenerek hapşura hapşura salona gittim ve yine aynı şey oldu derste atak yaşamadan atlattım..

Ama öyle yorulmuşum ki, bir gün öncede fitnessım ve başka koşturmalarım vardı çünkü saatin 12 olmasını bile bekleyemeden uyudum. 38 yaşına uyurken girdim haha bütün sene uyuyacağım.. Pardon o yılbaşıydı di mi :)
Yasin'in gelmesini bekleyemediğim için mesaj attım kendisine noolur ben yarın uyuyayım Emin'i futbol kursuna bırakınca çıkışa kadar bekle sen getir diye.. Dinlememiş tabii Emin'i bırakıp müşterisine gitmiş, sabah beni yataktan fırlattı. Koş Emin'in bileğine top gelmiş bayılmış diye haydaaa zıpladım yataktan 3 dakika içinde hazır kapıda ayakkabılarımı giyiyorum yüzümü bile yıkamadım tekrar telefon geldi.. "İyiymiş ya panikleme" diye. Şimdi mi söylenir daha ne kadar panikleyebilirdim acaba.. Oturdum kapıda içerdeyim ama ayaklarım dışarda o haldeyim bari bi nefes alayım diye.. Telefonda kırılıyoruz ama gülmekten Emin'in hallerine.. Yaa şimdi bile gözümden yaş geldi gülerken Emin yavrum çok komik.. Bi huyu var mesela onu ilk sahilde eline cam batınca yaşadık dikiş atıldı falan, baya yarılmıştı ama eli ben bakmadım bile hiç. Orda bi bayıldı kanı görünce. Küçüktü ama 6 yaşlarında falan.. O günden sonra başına bir şey gelse hemen tansiyonu düşüyor bana bişeyler oluyor diyip hoop Emin yığılıyor.. Bilinci açık ama surat sapsarı..
Bi kere de akıllı oğlum dayısının Rusya'dan getirdiği saatine delik açmaya çalışıyor dedim ki ben götürürüm saatçiye yok iş karıştıracak ya, almış benim tığımı, saatin kayışını deleyim derken sokmuş tığı parmağına, anne kızma anne kızma diyerek bana geliyo bi baktım elinde tığ sallanıyor. Ben naptın Emin falan derken hoopp Emin sapsarı ayyy Allah'ım yaa :) Anne bana bi şeyler oluyo gel dedim yat yatağa ben tığı çıkarırken Emin gene sapsarı..

Bunları konuşup kopuyoruz biz şimdi telefonda ah bu Emin'in halleri diye :) Yasin hocasıyla konuşmuş çünkü çok bi darbe almadı biz götürürdük yoksa ama tansiyonu düştü galiba diye.. Gittim ben Emin oturuyor sapsarı suratı gülcem gülemiyorum diycekler kadına bak çocuğunun haline gülüyor diye ama biliyorum çocuğumun huyunu :) Dışarı çıktık bu sefer Emin'le kopuyoruz.. Ya diyo anlatamadım ben darbe alınca fenalık geçiriyorum diyorum hocalara, onlara hala bana diyo ki kahvaltı mı yapmadın sabah. Çıktık staddan kolunu tutuyor Emin evet biraz şişmiş, arkamdan bi ses " Noldu ? Eve servis yapılır" dedi bi döndüm Mustafa Abi..
Yıllaaar yıllar evvel bende daha lise çağındayken eczanesinde çalışıyordum. İşte iğne yapmayı bilmelerim falan taa o zamanlardan. Bi kere kazı kazancı gelmişti eczaneye Mustafa Abi aldı bi tane şimdinin 1000 lirası gibi bi rakam çıkmıştı. Zerrin Abla'ya ( Zerrin abla Çatı Katı evimin sahibi olan kişiydi. O evi de onun bebeğini görmeye gittiğimde görüp ayılıp bayılmıştım. Taşınırsan haberim olsun demiştim Çatı Katı öyle kısmet olmuştu bana.. ) Konudan konuya atlıyordu :) İşte Zerrin abla'ya o paranın yarısını vermişti çünkü kartı o seçmişti.. Bana da komşu esnaf bir dükkandan kot gömlek falan giyecek bir şeyler aldı o parayla. O zamanlarda sürekli kot giyiyordum tabii :) Şimdi yıllar yıllar geçti de çocuklarımız aynı futbol kursuna gidiyorlar.. Ay dedim Mustafa Abi Allah gönderdi seni. Zira tam o esnada Emin anne ben yolda bayılmam di mi falan diyordu  :)

Bizi eve bıraktı arabayla sağolsun.. Hemen bir alt sokağımızda oturuyorlar.. Bu arada Mustafa abinin de böbrekleri iflas etmişti ondan konuştuk biraz ablamın nakil olduğundan bahsettim. O da nakil oldu çünkü. Ona eşi verebildi böbreğini ne büyük şans bazen annenin bile çocuğuna böbreği tutmuyor veremiyor.. Onun eşininki tuttu. Organ bağışı çok önemli onu da araya sıkıştırayım.. Ablam hayatını kaybeden bir bağışçı sayesinde nakil olabildi. Nurlar içinde yatsın mekanı cennet olsun kaç kişiye yeni bir hayat bırakıp gitti.
Neyse eve geldik. Emin'in bileğine buz koyduk şişi falan indi çok şükür.. Bu arada doğum günüm tabii benim harika bir doğum günü geçiriyorum :) Bu kadar sabah şoklaması yetmez dedim yemekten sonra yatak odasına giriştim. Aslında sadece temizleyecektim sonra şeytan dürttü gene eşyaların yerlerini değiştirdim 3465387568 defa. Gece Yasin geldi lap dolabı açtı halbuki benimkini açtı haha çünkü yerleri değişti nerde benim eşyalarım diyo dedim yan tarafta senin dolabın yaw gene mi yerleş değişti derken görünce kıacak dediğim şeyi farketmeden çıktı :) Zira kendi dolabımın içindeki şifonyeri çıkarayım dışarda kullanayım, dolabın içine de raf takayım bir sürü yer kazanmış olayım diye dolabın arka kontraplaklarını söktüm. Sonra takamadım :) Dolabım zelzele oluyo gibi sallanıyo :) Dolabın sağ tarafına içinden çıkan şifonyeri koyduğum için bi tarafını o tutuyor. Diğer tarafıyla duvar arasında bir kısım var oraya da Rana'nın su tabancasını tutturup dolabı sabitlemiş oldum :) O zaman sallanmıyo. Bu kadar anlatana kadar bi fotoğraf çekeydim yaw neyse kaptırdım yazıyorum şu an kalkarsam bu post bitmez :) Dolabın arkası yok şu an Yasin canıma okuyacak .. Diyordum ama farketmedi hala hoho hadi dolabın arkasını görmedin, arkadaş şifonyer nerden geldi, dolabın içinden nasıl çıktı bu ? Onu da heniz demedi dur bakalım :)
Neyse duvarla dolap arasına şıkıştırdığım su tabancası zırt pırt düşmese başarılı bi çalışma oldu aslında haha :) Dolapta açtığım yere bütün çantalarımı dizdim derli toplu ve güzel oldu.. İşte doğum günümü bunlarla uğraşıp gebererek geçirdim.. O esnada babam aradı onla konuştum peşinden hemen Nuray aramış ama duymamışım sonra döndüm dedim işim vardı böyle böyle yaptım. Diyo Herkül oldun sen başımıza spora gide gide :) Dedim 38 yaş bunalımı nereye saldıracağımı şaşırdım :)

Sonrasında işte Pazar günü ödevler, banyolar, market alışverişi, ne zaman bitecek bu düğünler diye Yasin'e sitemler, market alışverişi, 1-2 arkadaşla konuşma, beslenme hazırlıkları, çamaşır yıkamalar falan bir sürü şeyle geçti..
Ve pazartesi bugün, yeterince tembellik ettiğime göre salon temizliğine geçebiliriz ühühü. Bugün yaptım yaptım, yoksa kalan 4 gün sporum var pek bi şeye dokunamam..
Hadi bana kolay gelsin.. Bloga yorum yapmak için blog sahibi olmanıza gerek yok ADSIZ seçeneğini seçerek yorumlarınızı bırakabilirsiniz. Ve anlık olarak instagramdan görüşüyoruz biliyorsunuz. Kolay erişim için buraya instagram linkimi bırakıyorum tık tık.. 

Sevgiler :)

5 Ekim 2018 Cuma

Bugün ne yaptım :)

Sürpriizz !

Aniden gelen post yazma isteğimle lap diye oturdum blogumun başına. Aktif görüştüğümüz yer artık instagram oldu malum lakin post yazmaya, özellikle eskisi gibi günlük tarzı yazılarla devam etmemi isteyenler de oldukça fazla :) Bi temizlik rutini yazısı var beklediğiniz ama şöyle yazayım böyle yazayım derken uzadıkça uzuyor.. Bu spontane gelişen bir yazı olacak.. Biraz bugün neler yaptım onlardan bahsedeceğim..

Öncelikle başım ağrıyor. Dün gece bilgisayarım kitlendi.. Sonradan ortaya çıktı ki Emin yine ne bulduysa indirdiği için bilgisayar göçmüş. Çok kızdım. Çünkü daha 3 ay  önce bilgisayar yine göçtü ve bir çeyrek parası yedi.. Ben her şeyi çeyrekle kıyaslıyorum ya haha içime oturmuştu bi de :) Dedim ki çocuğum oyun falan indirilmeyecek artık bizim bilgisayar kaldırmıyor.. Zaten saatli izin veriyorum sen kaşla göz arasında sözümü dinleme, hallet gene bir sürü oyun indir.. Program ekle kaldır yapacağım saatler sürdü açılması, oyunları kaldırmam vs. O kadar sıkmışım ki kendimi bugün o yüzden başım ağrıyor.. Cezalı şimdi beyefendi. Bilgisayarı çökerttiği için değil indirmeyeceğine söz verip yerine getirmediği için.. Bunu da özellikle yazıyorum ki hep artı taraflarını paylaşmış olmayayım çocukların.. Hani bir dönem hazırladığım kamera arkası postları gibi :) Kusursuz sanılabiliyorlar yoksa..  Gayet iş karıştıran, zaman zaman beni çıldırtan çocuklar benimkiler de diğer tüm çocuklar gibi :)

Gün içinde iyiydim.. Bu arada annemler köyden döndü ama ikisi de hasta oldu gelir gelmez.. Sabah babam aradı annem kötüymüş iğneleri vardı gidecektim zaten çocukları görmediler daha okuldan çıktıklarında gideriz diyordum ama erken gel dedi.. Rana'yı okula bıraktıktan sonra babamlara geçtim.. Annemin iğnesini yaptım babam namaza gitmişti. Annemle bekliyoruz gelsin diye meğer ta Bahçelievler'e halamlara geçmiş :) Annem iğneden sonra rahatlaşınca biraz uyudu bende geçtim televizyon izleyeyim diye falan diye ama babamın evinde televizyonu açamadım yahu haha kumanda bi yabancı geldi falan unutmuşum hep. Valla epey uğraştım yok.. Ben de uyumuşum bi 15 dakika falan. Sonra çıktım annemin komşularıyla karşılaştım apartmanda.. Epeydir görüşmüyorduk denk gelmedik bi dönem Emin daha bebekken gün falan yapıyorduk annemin arkadaşlarıyla haha.. Beni görünce bi şok geçirdiler aaa tanıyamadık İlker'in ( abim :) kızı sandım ya güzelleşmişsin tersine geçmiş zaman falan diye.. Ben her zaman ki gibi hihi modunda teşekkür ediyorum sürekli tabii :) 18 yaşındaki yeğeniyle karıştırılmaktan kim mutlu olmaz ki :))

 Sonra eve geçtim.. Yolda söyleniyorum tabii her Kanarya'ya geçmemde olduğu gibi.. Çocukluğumun Kanarya'sı ne güzeldi.. Şimdi annemler olmasa adım atmam.. Öyle bir kötü halde.. Babam evi satıp temelli köye yerleşicem derdi önceden itiraz ederdim artık etmiyorum valla.. 

Eve gelince bi saldırdım her şeye.. Bi negatiflik var dünden beri üstümde malum.. Böyle dönemlerde eve saldırıyorum ben.. Şehit haberleri, hatta bugün Müge Anlı'ya bile tahammül edemedim kapattım. Kadının kızını kaçırmışlar yalvarıyor Allah rızası için geri verin diye.. Gelemiyorum böyle şeylere.. Çok sinirleniyorum agresifleşiyorum.. Uzak duruyorum işte o zaman her şeyden.. Televizyona falan hiç bakmadım.. En son Ponçik öldüğünde saldırmıştım eve böyle hem ağlıyorum hem banyo cifliyorum falan, bugünde dip köşe fazlalık ne varsa ayıkladım yine.. Sürekli sadeleşen biriyim ama belli aralıklarla yapmazsan yine birikiyor.. 

Üst katın minik mutfağının lavabo altı, bizim alet edavat o tarz şeylerle dolu.. Orayı boşattım.. 2 kutu ayırdım onlara Yasin bakacak işe yarar bi şey var mı yoksa hepsini atacağım.. O kadar malzeme var ki ben bi şeye benzetemedim..Ne olduklarını bilmiyorum. Vantilatör almıştık bu yaz.. Onun parçaları vardı böyle masa üstü falan da kullanılabilmesi için.. Masa üstü veya duvarda kullanmayı düşünmediğim için tüm parçaları ayırdım..
Çocukların bebekliğinden kalma priz koruyucular, eski bir abajur üstü, bir sürü ıvır zıvır hepsini ayırdım.. Emin hemen çöpün kenarına bıraktı demirciler uğruyor oraya onlar alıyor bu tür şeyleri..
Yine boş odada duran vantilatörün kutusu, bir kaç ayakkabı kutusu vs. onlarda kağıt toplayanlar için çöpün yanına bırakıldı..

Sonra Emin bulaşık makinesini boşaltırken, ben Rana'nın odasına giriştim elimde çöp poşeti :) Kırık oyuncaklarını, kağıt parçalarını vs hepsini ayırdım. Dolabını elden geçirdim bir kaç parça küçülen giysi yine çöpün kenarına bırakıldı.. Lekeli 1-2 parça şey buldum onlar kesilip biçilip toz bezi yapıldı. Süpürdüm sildim tozunu aldım komple bitirdim odasını.. Epey arınmış oldu..
 Giriş ve koridor halılarını süpürüp kaldırdım altlarını süpürüp silip tekrar yerleştirdim.. Bu esnada  çamaşırları yıkadım/hala yıkanıyor şu an.. 

Rana'yı okuldan aldım bakkala uğradım vs. çocuklar yemek yerken ben dolabımı bi toparladım.. Kalan bir kaç t-shırtü yazlıkların içine kaldırdım üzülerek. Böylece tam olarak sonbahar sezonuna geçmiş oldum.. Giymediğim boyalanmış bir t-shırtümü de toz bezi yaptım yine..
Öyle üsten bi geçmiş oldum bugün yarın Rana'nın odasında yaptım kökten sadeleşme ve temizleme işlemini kendi odamda yapacağım.. 

Ütü masası ortadaydı. Bir kaç gömleği vardı Yasin'in, onları ütüleyip kaldırdım masayı..

Banyo dolaplarından da epey bi şey çıkardım.. Saç boyalarımdan kalma saç kremleri vardı onları bile şişeye doldurup attım :)

Annem seviyorum diye köyden cevizli ekmek getirmiş ondan yedim biraz hatta birazı aşmış olabilirim biraz da pişman olmuş olabilirim ama olsun :) İşte biraz fazlalık ayıklamak, biraz temizlik cevizli ekmek derken biraz sakinleşti ruh halim  :) Ama işte başım ağrıyor. Çay yaptı Emin bana şimdi onu içince daha iyi olacağım.. Yarın yine annemin iğnesi var.. Emin'in futbol kursu ve annemin iğnesi çakışıyor. Çok aksi istikametteler dur bakalım.. Ayarlayacağız..

E görüşürüz yine :) Hoşçakalın <3

27 Eylül 2018 Perşembe

Barbie Bebeklerin Kız Çocuklarının Gelişiminde Etkisi



Hiç modası Geçmeyen oyuncak Barbie Bebekler

55 yılı aşkın süredir Barbie bebek oyuncakları, tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Kız çocukları için üretilen bebekler o kadar ilgi görüyor ki, erkek Barbie bebek Ken çocukların hayatına giriyor. Hatta Ken’in ardından Barbie bebeğin evi, arabası, atı ve daha onlarca farklı çeşit yan ürünü de çocukların renkli dünyasında yerlerini alıyor.  Artık çocuklar, televizyon ekranında görüp de hayran kaldığı Barbie bebek karakterlerini alıp oynayabiliyor, hayal dünyalarına onları da ortak ediyorlar.
Oyun oynarken duygusal yönün gelişmesine de katkıda bulunan Barbie bebekler ile çocuklar, gerçek hayatın bir benzerini kendi odalarında kurabiliyorlar. Böylelikle Barbie bebekler çocukların, sosyal yönlerinin gelişmesine katkıda bulunuyor. Günümüzde yüzlerce farklı çeşidi olan Barbie’ler çocukların oyun hayallerini süslüyor. 
Sağlıklı malzemeden üretilmeleri şart

Çocuklara yönelik üretilen her çeşit oyuncağın mutlaka dikkatli seçilmesi önemlidir. İnsan sağlığına zararlı hiçbir maddenin yer almaması önemli olmak ile birlikte, Barbie bebeklerin onlarca farklı çeşidi arasından kaliteli olanlar alınmalıdır. Barbie bebeklerin üretici markaları, edindikleri sertifikalara kadar araştırılmalıdır. Çocukları mutlu ederken onlara uzun dönemde zarar verecek hiçbir ürün alınmamalıdır. Aksi halde ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalabilirsiniz. 

Onlarca farklı Barbie bebek işte karşınızda!

55 yılı aşan geçmişiyle Barbie bebeklerin üreticileri onlarca farklı çeşit bebek üretti. Örneğin, hamile Barbie, çocuklar aile hayatını öğretmek için üretildi. Siyahi  
Barbie Bebekler , dövmeli olanlar ve hatta konuşan modeller bile çocukların oyun odalarını süsledi. Elbette konu, çocukların dünyaları olunca bir çok farklı tartışmayı da beraberinde getiriyor. Barbie bebeğin muhteşem düzgün fiziğinin gerçeği yansıtmadığına dair görüşler her geçen gün artıyor. Üreticilerde bu geri dönüşleri dikkate alarak, farklı vücut tiplerinde de Barbie bebekleri çocukların beğenisine sunuyor.
Elbette sadece bebek almak yetmiyor. Makyaj setleri, evi, arabası, kostümleri ve daha onlarca farklı yan setini de alan ebeveynler elbette onlarca farklı çeşit karşısında karar vermekte zorlanıyor. Oyuncak Evreni Her zaman en iyisini ve güzelini hak eden çocuklar için  her geçen gün yenilenen Barbie bebekler ile en farklı oyuncağı çocuklara sunuyor. 

24 Eylül 2018 Pazartesi

Online Alışverişlerinizde Ekstra İndirim Fırsatları !


Hepimiz, günümüz ekonomik şartlarında, alışverişlerimizi nasıl ucuza getiririzin derdindeyiz. Bir o market bir bu market dolaşıyoruz. İnternetten yaptığımız alışverişler içinse yüzlerce siteyi dolaşıp fiyat araştırması ve karşılaştırmalar yapıyoruz. Peki yok mu bunun bir kolay yolu :) 

Aslında var, indirim kodu siteleri bu aralar pek popüler. Online alışverişlerde almak istediğiniz binlerce ürün ve kategorinin nasıl kampanyaları var, ne tür indirimleri var, sepette ekstra indirim sağlayan indirim kodları var mı? Hepsini bu tarz indirim kodu sitelerinden bir bir takip ederek hatta kampanyalara tıklayarak, indirim ve fırsatlardan anında yararlanarak online alışverişlerinizi ucuza getirebilirsiniz. 
Şu aralar reklamların sıkça gördüğüm ve gerçekten birkaç kere de işime yarayan Kuponla adresini ziyaret ederek, bir sürü indirim kampanyasını tek tek takip etme zahmetinden kurtulursunuz. 

İstediğiniz kategori ve markayı seçerek, çeşitli indirim ve fırsatlarla ürünleriniz kolayca indirimli olarak alabilirsiniz. 
Mutfak malzemeleri, nevresim takımları, bebek ve çocuk ürünleri, beğendiğiniz markaların giyim ürünleri ve daha pek çok ürünü kolayca indirimli olarak alın!

7 Eylül 2018 Cuma

Bugün Ne Giydim ? / Yazlık Elbise


Yaz bitti.. 
Bugün ilk kez üşüdüğümü hissedip pencereleri kapattım.. Çok değil 1-2 hafta önceden kalma bir kombinle sıcak günleri anarak bu postu hazırlayacağım :)


Bir gün spordan dönerken her zaman geçtiğim yoldan farklı bir yola saptım.. Bu elbiseyi alacağım varmış, satıldığı butiğin önünde buldum kendimi.. Sezon sonu olduğu için kapının önüne çıkarılmışlardı.. İndirimdeydi.
Bu model bu yıl oldukça popülerdi.. Bir çok yerde vardı ancak gereksiz pahalı satılıyordu.. Tekstilci bir aileden gelme ve maliyetleri bilmenin iyi yönü mü kötü yanı mı bilmiyorum ama belli ürünlere belli rakamların üstünü vermeyi sevmiyorum ben.. Çünkü elbisenin ederi belli, istenilen fiyat çok fazla oluyor çoğu zaman ben sinirleniyorum o zaman :) Tamam kar edilecekte o kadar da değil yani :)
Bu yüzden indirimli fiyatını görünce hah işte ederine inmiş nihayet diye düşündüm..
Kalan son s bedeninin yakası bozuk dikilmişti. Normalde kare yaka bu elbise.. instagram hesabımda yakanın il halini paylaşmıştım  ( İnstagram hesabım için buraya tık tık ) Defolu diye ayıracaklardı ki ben hallederim yakasını deyip artı bir indirimle elbiseyi aldım.. 
Yaka kısmını bir düğme boyu kadar, sağdan ve soldan içe kıvırıp dikerek fotoğrafta gördüğünüz yakayı elde ettim.. Ve çok severek kullandım..


Büyük kumaş çantam ise geçtiğimiz yıllardan gelme.. uzun zamandır kullanmıyordumç Aslında Dolap Boşaltmaca hesabımda satış için ayırmıştım.. ( Dolap boşaltmaca hesabıma ulaşmak için buraya tık tık ) Elbisemi alınca vazgeçtim satmaktan :) Çok güzel uydu..

Pembe saten dolgu topuk ayakkabılarımı eski çatı katı sakinleri hatırlarlar. O dönem çok sorulmuştu Armine kapla falan giyerdim :) Bakırköy Cumartesi Pazarından almıştım.. Onu da yine yıllardır kullanmıyordum.. Bu elbiseyle hoş oldu.. 
dışarı çıkarken her aman yanımda bir çift ayakkabı daha vardır :) Bu elbiseyle de dolgu topuk ayakkabıyla başladığım günü, dönüş yolunda beyaz, altın sarısı parıltılı spor ayakkabılarımla tamamladım :)

Gözlüğüm ise Koton'dan.. Hani çok beğenmiş ve fiyat etiketi koptuğu için satamayacakları yanıtını aldığım bunun üzerine mağazada yerlerde etiket aradığım gözlük :) 
Benim elimden ne kurtulmuş buldum tabii haha :)
Amma velakin kemik ve oldukça kaliteli bir gözlük olduğu için ameliyatlı minnoş burnuma ağırlık yaptığı için kullanmaktan çekiniyorum.. Dolap Boşaltmaca'da bulabilir kendisini ne kadar üzülsem de..


Altın sarısı halka küpelerim ise kızımın Anneler Günü hediyesi :)


Üstteki fotoğraflar ise oğlumun elinden çıkma.. Çekirdekten yetişiyor babasının oğlu :)

Hoşçakalın :)

6 Eylül 2018 Perşembe

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

         

Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.
Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor. www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir. 

28 Ağustos 2018 Salı

Son Zamanlarda 24 :)

Selamlar..

Blogumu nerelerde bırakmışım saçlar kızılmış, moraller dipteymiş, yeni yeni kendime gelemeye başladığım zamanlarmış :) 
Ruh hali olarak öyle bir zıpladım ki son yazımdan beri, üzerinden uzun yıllar geçmiş gibi.. Silkelendim ölü toprağını üzerimden attım, enerji emicilerden uzaklaştım bi hoş oldum ya, nası toparladım ama haha nanik nanik :)) 
İnstagramda her gün aktifim hatta son zamanlarda orası blogumu ilk açtığım zamanlardaki gibi olmaya başladı.. O zamanlar günde elliye yakın mail cevapladım şimdi aynı şekilde dm mesajları cevaplıyorum. Bol bol storylerle ne yapsam yanımdalar ordakiler.. Henüz gelmediyseniz gelin pişman olmazsınız :) 
İnstagramıma ulaşmak için :  Buraya tık tık :)

Sonra şöyle ortaya karışık, elimin altında bulunan fotoğraflarla, blogda olmadığımız zamanlarda neler yaptık vs. bi havasını değiştirelim blogun, bi güncelleyelim sonra yazacağım konular, uzun uzun postlar var..

Okulların kapanmasıyla uzun zamandır düşündüğüm şeyi yapıp Rana'yı jimnastiğe yazdırdım. Bizimki o kadar hareketli ki bu enerjiyi parkta bahçede atamıyor artık.. Hazırlandık gittik kaydımızı yaptırdık :)


***

Instagram hesabımda bolca ayna önü fotoğraftan biri :) Hava ısınmak bilmemişti bir kaç gün o zaman bu parıltılı hafif ceketim hayat kurtarıcı oldu..


***

Spor salonunun aynası ınstagramcıların aşina olduğu bir başka ayna :) Jimnastik giriş kartımızı aldık oleeyy pozu.. benim suratımdaki iafade : Ahiyyy azcık hoplasın zıplasın da enerji atsın inşallah çok amin :)


***

Kaydımızı yaptırdık kartımızı aldık ama o gün başlamadık tabii. Burda bir kaç gün sonra ilk dersine girecek heyecan içindeki Rana'yı görüyoruz :)


***
İlk bir kaç ders oldukça az kişiydik sonradan sınıf kalabalıklaştı.. Yine ilk bir kaç ders içeri girmeme izin verdi hocamız. Bizimki çabuk adapte oldu her yere olduğu gibi.. Emin daha bana benziyor öyle hemen adapte olmaz arkadaşlık kurayım falan. Yabani biraz anası gibi :) Rana ohoo hiç bi şey umrunda değil kapıda ağlayan girmek istemeyen çocuklar var Rana beni falan geride bıraktı koştu içeri..


***
Yazın büyük bölümü Rana'yı kursa götürüp, Bim'den kaptığım termosumla bahçede çay içerek ve kendi spor sıramı bekleyerek geçti :) 


Dostlar sporda görsün mantığıyla kayıt sıralarını doldurup, gelmeyen disiplinsiz insanlar yüzünden, salonlar boş olmasına rağmen kayıtlar dolu olduğu için o sıra bir türlü gelmek bilmedi arkadaş.. Fitness fitness diye böğürdüm resmen ! 
Ama nihayetinde sıram geldi ve 2. programıma geçtim bile bunları yazdığım anlarda :) Nasıl mutluyum anlatamam..


***

Jimnastik vesilesiyle bu yaz Rana'yı yürümeye de alıştırdım. Spor salonu evime 3 km uzaklıkta ve ben yürüyerek gidip geliyorum her zaman. Rana'da bu duruma alıştı ve böylece kendi kankamı yetiştirme durumumun son basamağını da tamamlamış oldum. Şimdi hadi gezelim dediğimde gıkını çıkarmadan km'lerce yürüyebilen, kondisyonu sağlam bi kızım ay kankam var :)) 

Bunu şuna bağlayacağım Emin bi bu konuda bana çekmemiş.. Arabacı o hatta ev kuşu. Yürümeyi hiç sevmiyor. Onun motivasyon noktası yemek, hatta döner :) O gün Rana'nın kursundan sonra sizi döner yemeye götüreyim dediğim için yürümeyi kabul etti :) Fotoğraftaki sırıtması tam da yürüdüğüme değdi dediği ana ait :)
Rana'nın yemekle arası olmadığını anlatmama gerek yok sanırım :) Babası izin vermediği için tam olarak göremediğiniz, yüzü saklanmış fotoğrafında bile belli kaşlarının çatık olup dönerine kötü kötü baktığı :))

Bense o gün ekstra iyi hissediyorum kendimi çünkü fırfırlı bluzumu ilk kez giyiyorum ve çok sevmişim :)


***

Emin'i de boş bırakmadım tabii. Daha önce  Kur-an kursuna yazdırmıştım ama abuk sabuk çocukların sırf evden gönderilsinler diye yazdırıldığı garip bir ortam olduğu için sorunlar yaşamış ve devam ettirmemiştim Emin'i.. Bu yıl daha nezih, daha disiplinli bir kurs ortamı bulunca yazdırdım Emin'i.. Aalında evimizin köşesindeki camiiye gönderme niyetim vardı ama orası dolmuş.. Belediye sahildeki Bilgi Evi'nde kurs açmış daha önceden Bilgi Evi'ne kayıtlı olup gitmişliğimiz olduğu için mesajla haber verdiler.. Gittim baktım ortamlarını da biliyordum zaten yazdırdım hemen.
Çok sık hoca değiştirdiler ama 4. hocasıyla bitirdiler şu an. Okullar açılınca devam edecek kurs. Her hoca birbirinden iyi çıktı yani Emin seve seve gidiyordu. Son ders sonrası kurs sahilde olduğu için ortam müsait çıkıp top oynuyorlardı.. Hocaları da katılıyormuş yani sevdirdi kendini tüm hocaları bu da motivasyon oldu çocuklar için çok hızlı şekilde ilerleme sağladılar.. Hatta Emin imam olacağım demeye bile başladı :) Allah razı olsun işini iyi yapan, sevdiren, kaliteli öğretmenlerden, din adamlarından.. 

***

Bu arada yaz başında saçının önünü boyadık Emin'in onu artık Donald Trump'ım diye sevmeye başladım :)
Bu boyadan çok az denemelik Rana'ya da sürdüm ama iğrenç oldu hiç bekletmedim nerdeyse çünkü.. Bir süre abuk sabuk bir saç rengiyle dolaşsa da sonra papatya suyuyla onunda saçlarını açıp istediği gibi bir renge getirdik..


 ***

Bi gün yine kankamla gezeceğiz hazırladık.. Odalarımızdan bir çıktık anne-kız kombini yapmışız tesadüfen :)

Bu arada salonu boyadık yani ben boyadım hihi ve tekrar aşağı taşındık. Salonla ve boyamayla ilgili ayrı bir yazı hazırlarım.. 


***
Her gezme önce kursa gitmekle başladı tabii :) Kurs çıkışı gidebildik istediğimiz yerlere..  Bi ara kendi sporumun da başlamasıyla haftanın 5 günü salondaydım.. Orda çalışıyormuşum gibi :)  


***

Günübirlik denize gitmelerimizden :) Yasin çok çalıştığı için malum düğün sezonu, hiç bi yere gidemedik.. Gerçi o çalışmasaydı da çalışırdı gene gidemezdik haha.. İşkolik.. Böyle günü birlik kaçamaklar yaptık.. Onda da akşama kadar bizimle değil ha.. Öğleden sonra kaçıyor fazla eşyalarımızı da alıyor arabaya. Biz otobüsle dönüyoruz. Buna da şükür :)


***

Trump yorgunluktan mayışmışken :) 



Bu arada bir kaç yıldır Kumburgaz'a gidiyoruz deniz için Yasin burayı keşfetti.. Küçük bir bar var deniz kıyısında.. Sahilde de küçük br kısım onlara ait.. 2 şezlong ve masa kiralıyorsunuz takım olarak.. Çay da var :) Onların wc'sini de kullanabiliyorsunuz rahat bir ortam çocuklarla hiç rahatsız olmadan günü tamamlayabiliyoruz..

***



Canım hiç öpmiim çok bronzum :)) Yanımdaki de denizden çıkardım diye surat asıyo :)

***


İngiliz kraliyet ailesine 5 çayına gidiyormuş gibi görünsekte denize gitmelerimizden biri bu aslında :) Hatta sanırım ilkiydi çünkü henüz beyazım ben burda :) Geçen yıl Defacto'dan aldığım sapkanın Rana'ya göre olanını Tedi'de görünce hemen almıştım.. Bu yaz analı kızlı kullanmış olduk.. Çok soruldu takım mı diye ama ayrı ayrı yerlerden..

***


O bahsettiğim yerde çay içerken ve bakışlarımla çocukları hizaya sokarken ben :) Bi bakışımla otururlar öyle yetiştirdim haha :)

***


Rana bu yaz ilk kez metrobüs ve otobüsle tanıştı :) Metrobüse hemen alışsa da ( çünkü sakindi ve oturabildik hemen )otobüse ilk bindiğinde bir parça ürktü.. Bir de şoför ayağa kalkıp ilerleyelim beyler diye höykürünce bizim ki baktım ağlayacak gibi olmuş tabii hemen bunların normal olduğu konusunda bir konuşmayla enerjisini yükselttim.. İstanbul'un kalabalığıyla tanışması böyle oldu :)

***


Salonu boyayıp taşındık dedim ya, üst katın salonunu yine Emin'in odası yaptım :) Fotoğraf. odasını yerleştirmeyi tamamen bitirdiğimiz akşam, kardeşiyle geniş odasının tadını çıkarmaya başladığı anlarda çekildi.. 

***


Kamera arkası :)

Ve ısınma turumuz burda sona ersin :) Yine görüşeceğiz yorumlarınızı bırakmayı unutmayın.. Blog sahibi olmanız gerekmiyor ADSIZ seçeneğini seçerek yazmak istediklerinizi yazabilirsiniz..

Hoşçakalın :)

26 Mayıs 2018 Cumartesi

Kızıl Saçlarım / Takma Kirpkilerim :)

Yeni renk saçlarla ortaya çıkmama az kala, şu kızıllık meselesini bloga da taşıyayım dedim..  Kızıldan da sıkıldım tabii ki ne sanmıştınız ? :)
Aslında ruh halimin normale dönmesi de diyebiliriz.. Yoksa ruhsal durumum dolayısıyla kendimle oynamalarım dudak dolgusuna doğru falan gidiyordu :)

Aslında hayatımın sizin görmediğiniz büyük kısmını bu şekilde kızıl saçlarla geçirmiştim.. Saçlarımda beyazlar olduğunu ilk kez 15 yaşında farkettim ve kafaya taktım bu durumu.. Ergen kafası işte. Şimdi umrumda bile değil..  Babam saçlarımı boyatmama izin vermemişti tabii.. Hala var mı bilmiyorum ama o zaman set şeklinde kınalar vardı tıpkı bu hazır boyalar gibi.. Onları kullanmama izin vermişti.. Ve ortalıkta kızıl kızıl dolaşmaya başladım :) Yaş ilerledikçe boyalara geçtim.. Ama yaklaşık 14 yıldır hiç saç boyatmamıştım Yasin doğal halini seviyordu ben de hızlı yaşayıp defalarca saç rengi değiştirdiğim için doğal bırakmaktan şikayetçi değildim..

Amaa saç rengi değiştirmeden depresyon mu olur deyip düşündüğüm şeyi yaptım :) Boya piyasasından uzak kalmışım ya ama hani ilk aldığım boya az geldi.. Arkaları doğru düzgün boyayamamışım meğer Yasin görünce bi kere daha boya buralar kalmış dedi..

İlk aldığım boya burada yok kutusunu atmışım.. Kahküllü bir kadın resmi vardı üzerinde.. Sonra aynısını bulamayıp, hatta iki tane aynı renk boya da bulamadım.. Bu aşağıdaki iki rengi alıp karıştırdım..
Yani saçımda 3 farklı kızıl tonu var haha tam depresyonluk :)


İşte ortaya karışık boyalarla bu renk çıktı ortaya.. Tuttu mu tuttu valla süper oldu kuaföre gitmeden ne güzel tutturmuşsun diye iltifatlar aldım hehe :)


Bir hafta arayla iki kez boyadım diye saçların yıprandı mı diye soranlar olmuştu.. Açıkcası öyle bir raddeye geldim ki artık amaaaann yemişim saçı ona mı takıcam kafayı yıpranırsa kestiririm. Ay çok sevdim bu ruh halini yalnız :) 

Yıpranma demeyelim de bir sertleşme oldu tabii.. Saçlarım normalde pırasa diye tabir edilen ince telli ve dümdüz.. Rana'nın saçları tıpkı benimki gibi.. Çok nadiren saç kremi kullanıyorum hatta saçımı taramıyorum bile. Dümdüz fönlü gibi dolanırım ortalıkta yoksa... Bu sebeple o sertlik hoşuma gitti. Biraz kabarıklık kattı.. 

Hep böyle olsun :)


Şu an geldiğimiz noktada her yıkamada hızla akıyor boya tabii. Bu tür renklerin keyfi kısa sürüyor..  Ama şu kısmı güzel her yıkama sonrası farklı bir renkle karşılaşıyorsun :) Diplerde çıkmaya başladı ama dip boya yapmayacağım.. Yeter bu kadar hevesimi aldım.. Derken benim işim belli olmaz diye de dipnot düşeyim şuraya :)

Ay saçtan önce kirpiklerime takmıştım ilk takma kirpik deneyimimi gerçekleştirdim.. Yasin oyuncak bebek gibi olmuşsun hani şu yatırınca gözleri kapananlardan haha diye tepki verse de bence güzel oldu :) Ama hakkaten oyuncak bebek gözü gibi oldu aslında ucuz bi şey de değildi hani ama fazla plastik duruyor bence bu yakından bakınca.. Daha farklı kirpikler de alacağım.. Tek gözümle 45 dakika uğraşsam da artık şıp diye takabiliyorum ehu ehu ne büyük beceri :)


Yoruldum.. Hadi görüşürüz yine :) Byyyyy <3


11 Mayıs 2018 Cuma

Çamaşır Makinesinde Tül Boyama..

Kızımın odasının tülünü boyadım sizinle onu paylaşacağım şimdi.. 

Tüllerim İkea'dan oldukça uygun fiyatlı hem de boş duran odalarım olması sebebiyle yedek tüllerim var.. Boyanın kötü olması veya tülün zarar görmesi ihtimaline karşılık bir şey olsa üzülmeyeceğim bir şey seçtim boyamak için ilk olarak . Bu cümleden bu boyama işlerinin devam edeceği anlaşılıyor tabii :)

Tül veya naylon, polyester kumaşların bu tür boyaları tam tutmayacağı konusunda bilgim vardı bu yüzden bebe pembesi tonunu yakalamak için koyu pembe bir boya aldım..

Kumaş boyalarını aktarlardan bulabilirsiniz.. Paketi 3 liraydı bir de başka bir renk aldığım için 2'si 5 lira olmaz mı dedim adam olur dedi hihi hiç pazarlık yapabilen biri değilim o yüzden bu durum çok hoşuma gitti ayrıca belirtiyim haha :)


Bulabildiğim koyu pembe böyle bir renkti.. Mutfak halımın deseniyle aynı renk olduğunu farkedip yan yana çektim fotoğrafı.. Biraz mora çalan bir pembeydi sanki.. 

Boyayı plastik bardağa döküp, bi parça sıcak suyla erittim. biraz sirke ve bir tatlı kaşığı tuz ilave ettim. Pakette böyle yazıyordu.. Ve makinenin deterjan gözüne boşalttım.. 95 derecede makineyi çalıştırdım..


Öncelikle pek çoğunuz gibi bende makinede boyamak konusunda tedirgindim.. Küçükken bahçeli bir evimiz vardı ve ablamın kazanla pantolonlarını boyadığını hatırlıyorum.. Makinede ilk kez deneyecektim. Bir kaç önlemle birlikte biraz cesaret ve risk almayla güzel bir sonuca ulaştım..

Şöyle ki , ayrı bir makine çalıştıracak kadar kırmızı ve koyu pembe giysimiz var ev ahalisi olarak.. Bu çamaşırları yıkamayı, tül boyama zamanıma denk getirdim.. Ama ondan önce toz bezlerimi yıkayacaktım zaten ilk onları attım 14 dakikada çalıştırdım makineyi.. Baktım toz bezlerine bi şey olmamış.. Peşinden de kırmızıları yıkadım.. Bi bulaşma falan olsa gözükmeyecekti nasılsa ama yine bi şey olmadı.. Makinede gayet temiz durumda.. Hatta boyama sonrası da tertemizdi içi ama risk almadım beyaz çamaşır falan yıkamadım ilk olarak.

Mesela siyah boyama yapacağım zaman da aynı şekilde ilk 1-2 yıkamayı siyahları yıkayarak yapacağım.. 


Yıkama esnasında biraz koyu pembe göründü ama sonuç istediğim pembelikte çıktı.. Öyle kalsaydı da güzeldi ama.. 

Rana heyecanla makinenin başında bekledi.. İçerde çorap kalmış onu da bu esnada farkettik ama artık çok geçti :) Sonra unuttu, sonucu bugün gördü çok mutlu şu an teşekkür edip duruyor bana ikide bir de :) 


Pamuklu kumaşlarda boya daha birebir tutuyor.. Koyu pembeyse koyu pembe çıkması gibi..  Mesela içerdeki çorap böyle çıktı :) Griydi boyanan yerleri.. 


Deneyecek olanlara kolay gelsin diyor kaçıyorum :)

10 Mayıs 2018 Perşembe

Son Zamanlarda 23..

Selam,

Öncelikle güzel bir çekiliş haberi vereceğim.. Bana bambaşka bir ifade kazandıran kaşlarımın mimari sevgili Hatice instagram.com/cosy_beauty Çatı Katı Blog takipçilerine kaş tasarımı hediye ediyor.. Üstelik evinizin rahatlığında.. Veya istediğiniz yerde.. Belki ben de gelirim işlem sırasında yanınıa :)

Katılmak için burayı tıklayın lütfen : instagram.com/catikatiblog


***

Kızımın okuma bayramını kutladık geçtiğimiz günlerde.. İnstagramdan takip edenlerin bildiği durum dolayısıyla fiziksel ve ruhsal olarak yıkım yaşadığım, kimseyle konuşmadığım,telefonlara bakmadığım fiziksel aktiviteyi en aza indirgediğim bir dönem geçirdim.. Ve hatta ilk günlerdeki kadar ağır olmasa da hala geçiriyorum.. Kocamın nefes almam için geceleri cafe cafe dolaştırmaları dışında, o günlerin peşinden ilk kez dışarı ve insan içine çıktığım gündü bu.. 



Ruh gibi gittim ve geldim.. 
Hayatta aştığım her engelin, peşinden bana bir şey bırakmasını sağlamaya çalıştım.. Bu deneyimin katkısı da içinde bulunduğum pek çok durumun bana stres ve yük oluşturduğunu, gereksiz olduğunu, kendimi salmam gerektiğini, bir şeylerin akışta kalmasının daha iyi olacağını farketmem oldu.. Bilmediğim şeyler değildi elbet.. 

Saçma sapan yarışların, gereksiz koşturmaların içindeyiz veya zorla çekiliyoruz. Her şey çok.. Seni düşünüyorum, senin iyiliğini istiyorum diyenler tarafından daha beter dibe çekilişlerimizden bahsetmiyorum bile.. 

Dışardan depresyonda gibi görünsem de, ki bunun şakasını ben de yapıyorum elleşmeyin depresyondayım şeklinde. Ama depresyon değil.. Bir gölün içinde boğulmamak için debelenip su yutarken, aslında kendini salsan çabasız yüzeyde ve güvende kalacağını farketmen gibi.. O sakinlik hali.. 

Neyse.. Kızım prensesler gibi oldu..


***

Canım sıkıldıkça çocukları yemeğe götürmeye başladım.. Bunda kocamın bu ara sürekli bana normalin üstü para verip, bişeyler al kendine yemeğe gidin vs şeklinde  her fırsatta dışarı atmaya çalışmasının payı büyük tabii.. Çıkmıycam depresyondan hoşuma gitmeye başladı bu durum :)

O ayrı bir motivasyon kaynağı ama Emin'i yemek yerken seyretmek büyük zevk.. Öyle mutlu oluyor ki kendini gülerken buluyorsun..  


Bu küçük hanımda yemeğim nerde kaldı diye  8 bin kere soru sorup herkesin maskotu olup kendine güldürse de gelen her şeyden iki lokma ancak yemesiyle ünlü.. Kalan her şeyi Emin yiyor tabii :) Sonuçta ikisi de mutlu. E sorun yok madem.. 


***

Şu suyun üzerinde hareketsiz kalma kısmıyla birlikte eve giriştim.. Girişmek dediysem sakin ve sessizce.. Şöyle ki dış dünyaya kendimi kapayıp ( bunun içine telefonu uçak moduna almak veya kendimden olabildiğince uzağa fırlatmak da dahil ) sakince ruhma iyi gelen bir şeyler yapıyorum.. Evi düzene sokmak gibi. Şu evi geldiğimden beri 500 şekle soktum.. Fakat sadece ev düzeninde değil, diğer bir çok şeyde de ilk yaptığın en iyi, ilk aldığın karar en doğru.. Dolayısıyla bu değişiklikler sonrası evde bir kaos ortamı hakim oldu.. Hiç bir şey olması gereken yerde dedğil.. Dolayısıyla başa dönüyorum.. Rana'nın ilk odasına dönmesi gibi mesela..


Ev içinde bir taşınma söz konusu .... Bu da elime çarpan, ruhuma fazlalık gelen her şeyden daha kolay kurtulmam demek.. Sadece gerçek ihtiyaçlar geçiyor yeni odaya mesela.. Diğerleri dışarda kalıp gitmesi gereken yerlere gidiyor.. Dolu yerleri düzenlemek, boş bir odayı baştan hazırlamaktan daha zor..

Ve sonuç..

Rana'nın dolabının alt iki rafını fazlalıklardan arındırmayı başardım.. En altta şu an kışlık kıyafetleri dizili.. Bunlar daha önce başka bir yerdelerdi.. Azalmayla birlikte tüm giysilerini tek bir dolapta toplayabildim. 


Fazlalıkların bir kısmı instagram.com/catikatidolapbosaltmaca hesabımda yeni sahiplerini bulurken, diğer kısmı ihtiyaç sahiplerine gitti.. Toz bezi olanlarda var tabii :)


Ütülenip takılacak tülü ve diğer bazı aksesuarları dışında Rana'nın odası tamam..

Ha pardon düzenleyip bıraktıktan takribi 3 dakika sonra şu haliyle tamam :)


Oyuncaklara da bir girişeceğim.. Suyun üstündeki sakinlik halim bozulup gölün dibini boylarım diye bunu biraz sonraya erteledim :)


***

Sıkıldım. Devamını sonra yazarım.. Şu baştan beri tasvir ettiğim suyun üzerinde hareketsiz ve sakin kalma hali bu işte.. Kendini hiç bi şey için zorlamıyorsun.. Dur bitireyim yazıyı diye uğraşmadım mesela.. Sıkmadım kendimi.. Böyle iyi.. Şimdi sıra bunu tüm hayata yaymakta..

Yani, depresyon çok güzel gelsenize :)

Alexa