28 Haziran 2013 Cuma

PEMBE - BEYAZ - GÜMÜŞ , İNCİ KONSEPTLİ SOFRAM..

Hafta sonu misafirlerim vardı yine..


Pembe, beyaz ,gümüş incili bi pizza sofrası hazırladım.. 


Bu kez katlı servisliğimi peçete ile kaplamadım.. Bu haliyle daha çok yakıştırdım sofraya.. 


Tatlıyı da soframa uygun renklerde ve konseptte hazırladım :) 
Çilekli puding kendisi.. Alt kısmında kakaolu bisküvi parçaları var.. Kekte ufalayabilirsiniz başka bi şey de.. Hayal gücünüze kalmış.. Sıradan bir pudingten daha hoş oluyor..
Üzerini de hindisten cevizi ve yenilebilinir pembe incilerle süsledim..

Yenilebilinir inciler : Eminönü 
(veya pasta malzemesi satan yerlerde bulabilirsiniz.. )


Peçete : Selpak Collection
(Selpak'ın sofralarımda kullanmam için gönderdiği paketlerden.. )


   Hoşçakalın ;)


Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :


İletişim : catikatiilkay@gmail.com

24 Haziran 2013 Pazartesi

ÇATI KATI 'NIN EVİ , HAYATI : KAMERA ARKASI :)

Şimdi bu postta alışılmışın dışında görüntülerle karşılaşacaksınız baştan uyarayım :)

Blog yazmaya başladığım günden beri Facebook Sayfamda , Instagram'da vs. en sık karşılaştığım sorular "2 çocukla her yer her zaman nasıl bu kadar düzgün kalabiliyor ? nasıl her şeye yetişiyorsun ?" tarzında sorular..
Hayır her yer her zaman düzgün değil :) 

Genelde iyi olan , güzel olan paylaşıldığı  , ayrıca iyi veya kötü bir sürü şeyi paylaşmadığım halde , hayatlarımızın tamamını bloga döktüğümüzü sandıkları için şöyle bir algı oluşuyor insanlarda : blog sahipleri rüya gibi hayatlar yaşıyorlar , onlara her şey kolay , her şeye yetişip , her işi başarıyorlar , çocukları çok akıllı , uslu ,evler hiç dağılmıyor, arkalarına yaslanıp sürekli keyifli vakitler geçiriyorlar.. Ben beceremiyorum.."

Hayır o da öyle değil :)

Pek çok insanın kendilerini yetersiz  hissetmesine sebep olduğumu farkettim.. Bunu bana açık açık yazan onlarca kişi oldu.. Onlara işin aslını , hiç bir farkımız olmadığını göstermek amacıyla bu postu hazırlıyorum..

Ayrıca çok fazla nazara gelmeye başladım.. Başından beri postlarım sonrasında türlü türlü şeyler oluyor herkes nazara yoruyordu ancak ben ( mütevazilikten kaynaklı olarak ) uzun müddet nazara gelecek derecede bi şeyim olmadığını , bütün bunların tesadüfen gerçekleşen şeyler olduğunu düşündüm.. 

Ta ki uyarılar çok açık ve net gelmeye başlayana kadar :)

Fotoğrafını yayınladığım tabağın bir saat içinde kırılması , dolabımı yayınladığım gün çizilmesi, Yasin'le ilgili yazdığım , yüksek like alan bir ileti sonrası yumurta haşlarken tüm suyu üzerine dökmesi , elinin kırılması , kavga etmemiz, Yine Rana'nın fotoğrafını eklediğim gün ayağına çay dökülüp yanması , yatak odasında kilitli kalması.. Örnekler o kadar çok ki.. Liste yapsam şaşar kalırsınız.. 

Kendimi geri çektim.. Dış bir gözle baktım her şeye.. Dert anlatmayı sevmeyen ,istesem de anlatamayan bir tip olmamın da sayesinde evet dışarıdan dört dörtlük bi hayat yaşıyormuşum , her şey önüme seriliyormuş , ben keyfini çıkarıyormuş gibi görünüyorum.. 

Ama hayır.. Evet pek çok şey düzgün gidiyor ama bunun için çok çabalıyorum.. O yüzden kamera arkasına göz atacağız biraz ;)

Emin'in odasıyla başlayalım.. 

Evet pek akıllı bir oğlum var ama bu onun henüz çocuk olduğu gerçeğini değiştirmiyor :) Pek çok yaşıtı gibi o da dağınık bir çocuk.. Ve odasının hali genelde bu.. buradaki post sizi yanıltmasın.. Tabii ki temizleyip düzeltip yapılıyor o postlar.. Neden şu hali gözünüze sokayım ki :)

Burada atlamamamız gereken konu şu : evet belli sorumluluklar aşılamak için kendisine de toplatıyorum ama bana ne derece yardımcı  oluyor orası tartışılır.. Yani bu odayı bu halden , o posttaki hale getiren benim.. Sadece ben :)  Üstelik bu her gün ve hatta bazen sabah-akşam tekrarlanan bir durum.. Gördüğünüz bu her bir parçaya benim elim değiyor ;) 


ve Rana'nın odasındayız :)

Onunda abisinden çok bi farkı yok.. Çoğu zaman odaları birlikte hallediyorlar.. Durumun daha vahim olduğu zamanlarda oluyor bu en hafif hali diyebiliriz..
Ve o oyuncaklar.. Ben onların bölünerek çoğaldığından şüpheleniyorum.. Topla topla bitmiyorlar ve biz her dakika çocuklarına oyuncak alan bi aile olmadığımız için bu durumu şaşkınlıkla karşılıyorum :)


Çocuklu evde 5 dakika arkanı dönmeye gelmiyor.. Zor zahmet kaça kaça gittiğin lavabodan çıktığında mutfağı bu halde bulabiliyorsun mesela :)


Veya bu halde :)


Minderlerden yapılmış bu tünele bakılırsa , buradan bi Emin geçmiş.. Cezve ve kurabiye kalıbımdan yola çıkarak Rana'nın da yanında olduğunu söyleyebilirim..
O yerdeki yeşil şey de benim pijamam.. Oraya nasıl geldi hiç bir fikrim yok.. 
Sanırım ben huşu içinde yemek yapıyordum.. Bu kadar sakinliğin böyle bir sonucu olacağını tahmin etmeliydim :)


 Bu mumu böyle tırtıklayacak bi kedimiz olmadığına göre , evet evet kesin Rana'da olay mahallindeymiş..


Çocuklu evde sana ait bi şeylerin düzgün kalabilmesi mümkün değil.. Bu kadar çok peçeten varsa onların sürekli etrafa saçılıp ,toplanacağını göze alman gerekir ;)

Rana boşaltıyor ben diziyorum.. O sizin sandığınız gibi hiç bir yeri karıştırmayan masal çocuklardan değil :)


Rana onu yukarıda bırakıp aşağıya indiğim için bana birazcık sinirlendi de.. 

Aşağıda ne mi yapıyordum ? Hayır keyif yapmaya falan değil sadece taşımakta zorlandığım koca bir sepet ıslak çamaşırla , çamaşır kurutmaya inmiştim :)


Ve çocuklu evde algıların sürekli açık olmalı.. Bi anlık dalgınlıkla banyo kapısını açık unutursan karşılaşacağın manzara budur..
Bi de "nolmuş" şeklinde el kol hareketleriyle karşılanır , "oh neyse daha kötüsü olabilirdi klozeti falan elleyebilirdi ah nasıl unuttum kapıyı" diye söylene söylene ıslak çoraplarını çıkarırsın sıpanın :)
 Tabii uslu uslu durup çoraplarını çıkarmanı beklemiyordur küçük sıpa.. Çığlıklar atarak ,  çırpınarak geri dönmek istiyordur suların içine.. Bi elinle soyarken diğeriyle onu zapdetmek zorundasındır.. 


Kırk yılda bir dışarı çıkmakta öyle sanıldığı kadar kolay değildir.. Bekar ve çocuksuz olup çeşitli şekillerde yaşam koşullarınıza laf sokan "arkadaşlarınıza" benden selam olsun ;) 

Giyinme aşamasını yıldırım hızıyla geçiyorum.. Zira hayal etmek bile kalbimin sıkışmasına sebep oluyor.. Direk kapı önü aşamasına geçelim.. Ve orda kalalım devamı da pek iç açıcı değil çünkü :)
-Kapıyı aç
-Rana'yı içeri sok..
-Ayakkabılarını kapının önüne çıkar
-Rana'yı içeri sok..
-Arabayı kapıya çıkar
-Rana'yı içeri sok..
-Arabayı aç
-Rana'yı içeri sok..
-Emin'e ayakkabılarını giymesini söyle
-Rana'yı içeri sok..
-Ayakkabılarını giy
-Rana'yı içeri sok..
-Çubuk kraker , su stoğunu arabaya yerleştir
-Rana'yı içeri sok..

Bu esnada çantanı , alınacaklar listeni , anahtarını vs. unutmamak için olağanüstü çaba göster..
Çantanı almak için içeri döndüğünde artık Rana'yı içeri sokama.. Çoktan çığlıklar atarak , çoraplarıyla apartmanın içinde koşturmaya başlamış olsun..

Kapıyı açar açmaz Rana'yı arabaya oturtmalıydım değil mi ? 
Bekar ve çocuksuz , başına gelmediği , hiç bir fikri olmadığı halde her konuda "öneride" bulunan ,her şeyi "bilen" arkadaşların bakış açısı :) Çünkü dışarıdan her şey kolay.. 

Lakin amaç şu : Rana arabaya biner binmez hareket etmeli ki , ağlamasının, çığlıklarıyla apartmanı , inletmesinin ve annesini gerim gerim germesinin önüne geçilsin :) 


Ve dubleks bi evde oturuyorum ne güzel değil mi ? İçini de istediğim gibi döşedim ohh  :) 

Evet tanıştığımız bir komiserin duyduğunda "bulabileceğiniz en kötü mahallede oturuyorsunuz" dediği , anlattıklarını gözlerim pörtlemiş şekilde dinlediğim , yine tanıştığımız bir emlakçının " biz o sokakta ev satamıyoruz " dediği , çocukları bırak burnumu dışarı çıkarmaya tırstığım , koca bir post dolusu olumsuz şey yazabileceğim (ve muhtemelen yakında yazacağım :) bi dubleks evde oturuyorum.. Öyle güzel ki  :)

Uyku uyumuyorum.. Kendime vakit ayırmak için kitap okumak için mesela uykumdan fedakarlık etmek zorundayım.. Yatmaya karar vermemle yatmam arasında abartısız 2 saat zaman var.. Yapmam gereken bir sürü şey var çünkü belli bir rutinde gitmezsem işler çığrından çıkıyor..

Televizyon seyretmiyorum.. Evet her şeyden öyle ya da böyle haberim var lakin sosyal medya bunda büyük etken.. 15 dakika aralıksız televizyon seyretmişliğim yok.. Çünkü buna vaktim yok.. 15 dakika televizyona vs. harcanamayacak kadar önemli , çok uzun bir zaman dilimi benim için :)

Postlarımı , geri dönüşlerimi mutfakta kah yemeğin soğanı kavrulurken , kah börek pişmesini beklerken , kah 5 dakika bi şeyler atıştırırken yapıyorum.. Çoğu zaman iletileri yazıp saniyesinde bulaşık makinesi doldurmaya kalkmış oluyorum.. 

Yıkamakla , (kurutma makinem olduğu halde ) kurutmakla ,ütülemekle , katlamakla bitiremediğim çamaşır yığınlarım , hiç boş kalmayan mutfak tezgahım.. 

Her insan gibi cebelleştiğim bir sürü şey var..

Bu post tüm sorumluluklarımın koşturmalarımın minnacık bir kısmı sadece.. Eminim bu postu okuyup bunların üzerine eklemeler yapacak çok kadın var :)

Elhamdülillah her şeye rağmen güzel bi hayatım var.. Ama bunun için kendimi paralıyorum.. Nazarlık bi şeyim yok.. Valla yok :)

 Velhasıl nazar etme  ne olur kendini parala seninde olur :)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :


İletişim : catikatiilkay@gmail.com

19 Haziran 2013 Çarşamba

ÇATI KATI PİZZA TARİFİ ve PRATİK ÖNERİLER..

Tarife geçmeden önce , bu ölçüleri kendi tepsime göre göz kararı ayarladığımı belirtmek istiyorum.. yani dikdörtgen geniş ,fırın tepsisi için bu ölçüler..
Büyük , çok kişilik , doyumluk bir pizza oluyor benimkiler.. Borcam tarzı bi şeyde daha ufak bir pizza yapmak istiyorsanız benim hamurum fazla gelebilir.. Yaptıkça kendi ölçünüzü kendinize göre belirleyebilirsiniz.. 

Tarife geçelim.. Tarifin sonunda bazı pratik öneriler de olacak ;)


Malzemeler : 
2 su bardağı süt
yarım paket yaş maya
yarım su bardağı zeytinyağı
2 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
aldığı kadar un ( 5-6 bardağa tekabül ediyor bu malzemelerle )

Sosu İçin Malzemeler : 
zeytinyağı
salça
sarımsak ( isteğe bağlı )
baharatlar ( kekik , karabiber , kırmızı toz biber vs.)
tuz

Üzeri İçin Malzemeler : 
kaşar
domates
çarliston ( köy biberi )
sosis
sucuk
salam
yeşil zeytin ( çekirdeksiz, kırmızı biberli olanlardan )
mantar
mısır
bunlar benim sıklıkla yaptığım pizzanın malzemeleri.. isteğinize göre türlü malzemeler ekleyip , çıkarabilirsiniz..  )


Hazırlanışı : 
Hamur : oda sıcaklığındaki sütün içerisine yarım paket yaş mayayı katıp eritiyoruz.. unu eleyip , tuz , şeker , zeytinyağı gibi diğer malzemeleri de ekleyip hamuru yoğuruyoruz.. un az geldiyse , hamur elimize yapışıyorsa azar azar un ekliyoruz.. hazırladığımız hamurun üzerini nemli bir havlu ile örtüp mayalanmasını bekliyoruz..

Sosu : salça , zeytinyağı , tuz, baharatlar ve isteğe göre sarımsağı tavaya alıp , göz kararı su ekleyip karıştırarak bir taşım kaynatıyoruz..

Üzeri : tepsimizi yağlayıp , mayaladığımız hamuru ince bir tabaka halinde yayıyoruz.. salçalı sosu eşit şekilde dağıtıp kaşar rendesinden başlayıp minik minik doğradığımız diğer malzemeleri sırasıyla hamurun üzerine ekliyoruz.. en son mısırları da ilave edip fırına sürüyoruz..

Afiyet Olsun..

Bu da yuvarlak fırın tepsimde, evdeki herkesin kendi isteğine göre malzemelerini eklediği kişiye özel pizzamız :)


Kaşarlar eriyince enfes bir görüntü çıkıyor ortaya.. 


Veee benim dilimim :)


PRATİK ÖNERİLER : 

-Ben eğer öğle vakti ya da sabah için pizza yapacaksam malzemeleri akşamdan hazırlıyorum aşağıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi (soldaki havuç rendesinin pizzayla alakası yok bu arada :) o başka bi şey içindi )..

Onları minik minik doğramak vs. çok vakit alabiliyor ve çocuklar dolayısıyla geniş zamanım olmayabiliyor çünkü.. Bu şekilde çok pratik oluyor..Kaplara koyup buzdolabında saklıyorum..


- Bu marketlerde sıklıkla rastladığımız  kaplarda çok sorulmuştu.. Marketten aldıklarımı yıkayıp sakladığım zannedildi.. Ancak ben bunları büyük ve küçük , 2 boy olarak , 100' lük paketlerde plastik malzemeler satan bir dükkandan satın almıştım..

Bir dönem bi yere yemek gönderiyordum.. Tabak, saklama kabı vs. alışverişi , geri gönderme, yıkama derdi olmasın diye bu kapları düşünmüştüm.. O zamandan beri çok işime yarıyor.. Rana'nın mevlüdünde , doğum günlerinde kalan yemekler , ikramlar hiç israf olmadı.. Gelen misafirler bu kaplara doldurup evlerine de götürebildiler mamalardan.. Emin'in beslenmesinde de kullanıyordum..
2 boy , yüzer tane olmak üzere hepsine  17.50 tl ödemiştim.. İç içe geçmiş şekilde paketli oldukları için çok yerde kaplamıyorlar.. Tavsiye ederim..

- Pizzaya dönersek benim pizzalar biraz bol malzeme oluyor.. Sanki malzemeler üzerinden dökülecekmiş gibi geliyor bana.. En son fırına koymadan ellerimle hafifçe bastırıyorum pizzanın üzerine.. İşe yarıyor mu gerek var mı bilmiyorum ama böyle yapınca psikolojik olarak içim rahatlıyor :)

Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

14 Haziran 2013 Cuma

LEOPAR KONSEPTLİ SOFRAM..

Misafirlerimi ağırlarken her zaman ki pembeli mavili sofralarımın dışına çıktım bu sefer :)


leopar deseni temalı bi sofra hazırladım..



Sanırım kekim hayatımın en kabarık kekiydi.. Daha normal olacaktı ve ben kurabiye kalıplarıyla kesecektim onları .. Ama toplu konutlar gibi dikildiler tabakta :) 

Annemde gördüğüm mercimekli salatayı ilke kez denedim.. Patatesli böreğim  tv ünitemin üzerine koymuştum sanırım.. Fotoğraftaki sofrada yok.. Orayı servis yapmak için kullanıyorum..


Peçete : Papia


Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

12 Haziran 2013 Çarşamba

PEÇETE DEKUPAJ TEKNİĞİ İLE PLASTİK BARDAK SÜSLEME..

Peçete transfer tekniğiyle hazırlayıp kahvaltı sofrasında reçel ikram etmek için kullandığım bu plastik bardaklar çok sorulmuştu.. 


Hazır satıldığını sanan çok kişi oldu :) İlginç bir şekilde annemden kalan çok eski tabaklarımın gül desenleriyle aynıydı kullandığım peçetedeki güller.. 

Şimdi nasıl yapıldığından bahsedeceğim.. 

Post için hazırladığım bardağı  rimellerimi vs. toparlamak için kullanıyorum şu an görüldüğü üzere..


1. Öncelikle desenlerini rahatlıkla kesip kullanabileceğimiz peçetemizi seçiyoruz.. 
Peçete : Santa ( Bim )

2. Peçetenin desenli olan en üst katını dikkatlice ayırıyoruz..

3. Kullanacağımız desen parçalarını kesiyoruz..

4. Bir adet dekupaj tutkalı ediniyoruz.. 

Büyük kırtasiyeler ya da hobi marketlerde bulabilirsiniz.. ben Yasin'den almasını rica ettim.. Bunu alıp gelmiş.. Bana göre dekupaj çook geniş bi alan ve tahmin ediyorum tutkal olarakta bol çeşidi vardır.. Benimkisi fotoğrafta gördüğünüz markada minik bir şişe..


5. Tutkalımızı fırçaya alıyoruz..
(benim fırçam sulu boya fırçası :) bu iş için özel fırçalar vardır sanıyorum ayrıeten )

6. Peçeteyi yapıştıracağımız zemine sürüyoruz..

7. Dikkatli şekilde kestiğimiz peçete parçasını tutkal sürdüğümüz zemine , baloncuk kalmamasına dikkat ederek yapıştırıyoruz..

8. Elimizle yavaş yavaş bastırıyoruz ve bardağımız hazır..


Aslında peçeteyi yapıştırdıktan sonra üstüne de tutkal sürülüp iyice sabitleniyormuş ama ben kullan-at tarzı bi  şey yaptığım için çok uğraşmadım.. 


Hoşçakalın..

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :



İletişim : catikatiilkay@gmail.com

10 Haziran 2013 Pazartesi

İKEA SÖDERHAMN KÖŞE KOLTUK , TV ÜNİTESİ , PARAVAN , TABURE , BANYO RAFI , AVİZE VS. ve BİZİM SEÇİMLERİMİZ..

Ev alışverişi postlarına baya ara vermişim..
Facebook Sayfamda ve maillerde her soruya yetişemiyorum artık malesef.. gözüme çarpan ,cevap verme fırsatı bulamadığım ev alışverişi ile ilgili soruları bu postla yanıtlamış olacağım.. 

ilk olarak en çok merak edilen salon/oturma odamızın eşyalarından başlayalım.. 
eski koltuklarımı kullandığım dönemlerde, hem ilk göz ağrım olmaları , hemde görüntüleri bakımından çok seviyor olsam da çok rahat değillerdi malesef.. o yüzden koltuk alışverişinde ilk önceliğimiz rahat olmasıydı bu yüzden.. 
genelde İkea'nın 2'li 3'lü puf puf koltuklarındaydı gözüm.. ama içime sinmeyen bişeyler vardı ki ben artık takım koltukta istemiyordum.. istediğim hem köşe , hem oturduğunda içine gömülebileceğim , hemde (perdelerimi desenli seçeceğim için )sade bir koltuktu..

aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz Soderhamn Köşe , Bayrampaşa İkea'yı gezmeye başladığınızda ilk göreceğiniz hemen solunuzda bulunan bir takım.. 
bu koltuğu sürekli görüyor fakat bize uygun olmadığını düşündüğümüz için üzülerek alıcı gözle bakmıyorduk.. çünkü koltuk dümdüz duruyor göründüğü üzere.. bu da bende hiç rahat olmadığı izlenimini bırakıyordu..
ta ki içimden bi ses "yaa bu çook güzel alamasakta bi oturayım" diyene kadar..

koltuğa bir oturdum direk içine gömüldüm..tam istediğim gibi.. Allah'ım ne kadar rahat.. görüntüsü nasıl yanıltmış beni ? e başka bakmamıza hiç gerek yok dedim..Yasin'de aynı fikirdeydi..
aşağıdaki fotoğraf gözünü ovuşturarak " ne rahatmış bu yaa alalım biz bunu" derken çekilmiştir.. :)

yani kararsız olduğum için çok zorlanacağımı düşündüğüm koltuk seçimi 5 dakika kadar ancak sürdü.. tabii iş asıl bundan sonra başladı.. o kısmına geleceğiz.. 


ınstagram'da çok önceden bir fotoğraf paylaşmıştım..bu fotoğraftaki dekorasyonu çok beğenmiştim.. o fotoğrafı paylaşırken rengine kadar bu kadar benzeyen bir koltuğum olacağını  bilmiyorum :) inanılmaz bir tevafuk oldu.. 

Söderhamn kanapenin bir özelliği de onlarca kombinasyon çıkarabiliyorsunuz.. yani alacağınız parçalarla kendi ihtiyacınıza göre kendi koltuğunuzu dizayn edebiliyorsunuz.. isterseniz 2'li 3'lü olarak kullanabiliyorsunuz , ister köşe yapabiliyorsunuz bizim gibi.. köşe kısmını sağa veya sola istediğiniz şekilde yerleştirebiliyorsunuz.. puzzle gibi.. buraya eklediğim linkten örnek bi kaç çeşit görebilirsiniz.. 

 bizimkisi yukarıdaki gibi mavi , ancak aşağıdaki krem rengi koltuğun boyutlarında.. yine fotoğrafta görünen pufu da aldık biz orta sehpa yerine.. ve fotoğrafta görünen sol tarafın kolçağını almadım ben..o kısmı boş bırakarak uzanma koltuğu görünümü verdim.. 


fiyat listesini özellikle çektim yine.. her şeyi parça parça alıyorsunuz genelde tüm İkea ürünlerinde olduğu gibi.. bu kısma dikkat.. yani kendinize göre yapacağınız koltuk dizaynı etiketlerde gördüğünüz fiyatla eşleşmeyebilir bu durumu atlamayın.. istediğiniz boyutun fiyat hesaplamasını mutlaka yaptırın ki sürpriz sonuçlarla karşılaşmayın.. 


hatırladığım kadarıyla bana gelen sorulara cevap verip , bazı bilgiler eklemek istiyorum şimdi.. 

-koltuğun tamamı ,en alttaki bölümler dahil çıkarılabilinir kılıftan oluşuyor..kuru temizleme yapılır yazıyor.. ancak tekstil geçmişim sebebiyle kumaşlardan biraz anlamam ve çalışanlarında görüş olarak bana katılmasıyla düşük ısıda , sıkma ve kurutma yapmadan makinede yıkamayı düşünüyorum ben.. yoksa kuru temizleme masrafıyla başa çıkılmaz ve artık nerdeyse her ürüne kuru temizleme yapınız etiketi koyuyorlar ve biz hepsine bu işlemi uygulamıyoruz..
tabii ilk olarak küçük yastık kılıflarından birini yıkayacağım önce deneme amaçlı.. 

-yatak olma özelliği yok.. ancak koltuğun oturma bölümü  normal standart koltuklardan ve tahmininizden çok daha geniş.. rahatlıkla yatılabiliyor.. ayrıca bizim gibi puf tercih ederseniz koltuğa dayadığınızda çok geniş bir yatma alanı elde etmiş oluyorsunuz..

-dediğim gibi koltuk normal koltuklara göre daha geniş.. İkea'da gördüğünüz boyutlar mekan genişliğinden dolayı aldatıcı olabiliyor.. yani orada gözünüze küçük veya normal gelen köşe , evinizde , odanızda devasa görünebilir.. 

bizim salonumuz ufak.. bu yüzden daha çok oturma odası diyorum ben ona.. odanın yarısını kapladı koltuklar ancak biz bunu bilinçli tercih ettik.. kısmetse bu evde kalıcı değiliz..eşyaları alırken yanına parça ekleyebileceğimiz ya da daha geniş odalarda/salonlarda kullanabileceğimiz şeyler seçtik (perdeleri de camların ölçülerine göre yaptırmamıştım hatırlarsanız.. cama göre daha genişler, doğal pileli duruyorlar.. )

evinizde kalıcıysanız ölçü alip ona göre karar vermenizi tavsiye ederim .

-bu köşeyi almaya karar verirseniz ikinci aşamada parçaların tam olup olmadığını kontrol etmeniz gerek..yani tek tek satıldığı için eksik parçalar olabiliyor.. kombinasyonunuzu belirledikten sonra ihtiyacınız olan parçaların stok kontrolünü yapıyorlar.. yani hadi aldık hemen götürebilim gibi bir durum söz konusu olmayabilir aklınızda bulunsun..
 biz mesela uzun süre köşe iskeletini bekledik.. ayrıca İstanbul'da (ya da başka şehirlerde birden fazla İkea varsa..bilemiyorum..) eksik parçalar için Ümraniye İkea'yı da kontrol ettirebilir ,oradan ayırtıp tamamlayabilirsiniz.. yanılmıyorsam biz öyle yapmıştık..köşe iskeleti Ümraniye İkea'ya geldi önce.. diğer parçaları Bayrampaşa'dan alıp köşeyi oradan aldık..

- benim tercih ettiğim , fotoğraflarda gördüğünüz kumaş cinsinde , yine fotoğraflarda gördüğünüz mavi ve krem renkleri mevcut.. koyu renkleri de var ancak o zaman kumaş cinsi değişiyor..süetimsi , oturunca garip izler kalan bir kumaş koyu renk klıfların kumaşı.. ben sevmedim bilemiyorum belki siz seversiniz..   
bana renkleri gösterirken koyu renk bi koltuk gösterdiler..bizimki olduğunu algılayamadım bi süre.. kumaş cinsiyle birlikte koltuğun havası tamamen değişiyor..

- İkea ürünlerine karşı bir ön yargı var.. gelen soruların büyük çoğunluğu kalitesi ve memnun olup olmadığım hakkında.. bana göre ürün çeşitliliğinden kaynaklanıyor bu.. çünkü her konu açıldığında aynı şeyi söylüyorum İkea'da 150 liraya da dolap var , kombinasyona göre 2.500-3.000 liraya maledilebilecek dolapta.. tabii ki her ikisinin kalitesi aynı değil.. Emin'in dolabıyla benimki çok farklı mesela.. ama onun dolabı da piyasadaki pek çok dolaptan kat kat iyi bana göre..  yani 20 liraya aldığım ikili sehpa takımından ömürlük olmasını beklemiyorum.. ama tabii iyi bir fiyat ödediğim gardolabım veya koltuğumdan beklentim büyük mesela..ve karşılıyor beklentimi.. 
kısacası kaliteyi o eşyaya ödediğiniz miktar ve seçimleriniz belirliyor..  
Her şeyin en ucuzunu seçip suçu İkea'ya atmayalım bence :) Fiyata göre kalite alıyoruz.. Her yerde bu böyle değil mi zaten ?

bu blogda gördüğünüz İkea ürünü seçimlerimden çok memnunum.. aksi bir durum olursa mutlaka paylaşırım.. ki bir de çok bakarak , seçerek , tartarak bi kaç sefer giderek , alışveriş yapıyorum.. memnuniyetimde bunun çok payı var..

sanırım koltukla ilgili aklımda olan her şeyi yazdım Tv ünitelerine geçelim..

burada yayınlayacağım fotoğraflar kendi istediğim tarza yakın şeylerin fotoğrafları yoksa çok fazla tv ünitesi/tv sehpası seçeneği var.. internet sitesine bağlı kalmayın derim bu konularda çünkü hem her ürün sitede yok , hem de dekore edilmiş odalarda canlı canlı gördüğünüzde , normalde dikkatinizi hiç çekmeyen şeyler en beğendiğiniz şeylere dönüşebiliyor.. 

düşündüğüm tarzlardan biri buydu.. ama sonrasında açık raf kısımlarının tv ünitesinde pek bana göre olmadığına karar verdim.. yani ben televizyon seyrederken sadece televizyon olacak orada.. kafam karışıyor gözüm rahatsız oluyor seyrettiğimi anlamıyorum.. hani desenli duvar kağıtları kaplanır tv ünitesi arkasına bazen , o hiç bana göre değil işte.. 
derkeeenn bi süre sonra duvar kağıdı kaplatıyormuşum :) neyi yapmam dersem onu yaparken buluyorum da kendimi genelde :P

bu seçeneği öyle eledik.. ki zaten tahminimden kısa çıktı boyu..saçma duracaktı..


buna da baktım bir süre.. istediğim gibi sadeydi ama hem bana mutfak dolabı hissi verdi (niyeyse :) hem de simetri takıntılı biri olarak o televizyonun öyle sol tarafta olması bana hitap etmedi.. takıntılıyım evet.. ortada duracak televizyon..
ayrıca o kulplarda simetri takıntımı depreştirdi.. üsttekiler ortada, alttakiler onlarla doğru orantılı değil.. ışık hızıyla uzaklaştım önünden :)


bu internet sitesinde görüp gidince bakayım dediğim bir modeldi.. fotoğraftan da küçük olduğu belli oluyordu ki bu yüzden düşünmüştüm ama çok çok küçük çıktı tahminimden.. boyum 1.60 , üzerine kolumu koyup yaslanabiliyordum mesela.. o da elendi.. 

vee işte benim seçimim..

bunu görünce çok sıcak geldi bana.. "Besta Ailesi" sıcak geldi aslında..yani yine parça parça alıp istediğin kombinasyonu yapabildiğin bir seri..
 önce bi coştum ,saçmaladım ben kombinasyon yapacağım diye..sonra baktım bizim ünite içinden çıkılmaz bi hal aldı , sadelikten uzaklaştı vs.. sonra bu fotoğrafta görünen kombinasyonu baz alıp bi kaç değişiklik yaptım üstünde.. 
alt kısımda yine simetri takıntım devreye girdi :) 
öyle sol taraf kapak ,sağ taraf çekmece olmaz.. ben sağ ve sol tarafları kapaklı (içleri raflı ) , orta kısmı çekmeceli yaptım.. o çekmeceyi de sadece peçetelerimi dizebilmek için tercih ettim..tamamını doldurdular..seçip kullanmak daha pratik oluyor :)
üstte de az önce bahsettiğim gözümün yorulması olayından dolayı hepsini camlı tercih etmedim..içine ne koysam gözükecekti çünkü.. sadece orta kısmı camlı bırakıp , sağ ve soluna yine aşağıdaki kapaklardan taktırdım.. orta kısmı camlı bıraktım oraya sadece rahmetli annemden kalma sütlük takımı var onu koymak istedim çünkü..

bizim alacağımız televizyon daha büyük olduğu için böyle durmuyor ünite.. üst kısım daha yukarı takıldı.. 

haa unutmadan bir de ayakları var benim ünitemin.. ayaklı olmasını tercih ettim çünkü her temizlikte altını silebilmeliyim.. takıntılarım yine devrede :)


tv ünitesi bölümünde böyle kapakların sergilendiği bir kısım var.. yani zemini beğenip benim yaptığım gibi kapaklarla üzerinde istediğiniz değişikliği yapabiliyorsunuz.. mesela tam koltuklarıma uygun mavi kapaklar da vardı ama üniteyi bembeyaz istediğim için tercih etmedim..
kapakların fiyatları farklı.. hepsinin üzerlerinde yazıyor..yani yine her şeyi parça parça alıyorsunuz.. seçtiğiniz kapaklara ve diğer ilave şeylere göre fiyat sürekli değişiyor aklınızda olsun.. 


bunlarda masam için aldığım tabureler.. alışverişten önce almak istediğim her şeyin fotoğrafını çekiyorum.. her bakımdan kolaylık oluyor.. 
odam dar olduğu için masanın altına sokup yerden tasarruf edebileceğim bu tür tabureleri tercih ettim.. masamın diğer tarafında bank var zaten çok kere gördünüz.. güzel bi takım oldu.. sonradan ilave edildiği hiç belli olmuyor..


oturma odası aydınlatmam da yine İkea'dan.. bi ismi vardı ama unuttum :) oldukça yüksek fiyatlı aydınlatmalarla ( bana göre ) aynı görüntüde ama uygun fiyatlı.. 99 liraydı sanırım.. bu fotoğrafta ampulu yok henüz.. çok güzel bir ışıltı saçıyor akşamları taşları dolayısıyla.. 



bu da yine henüz almamışken çektiğim paravanımın resmi.. merdiven altı ıvır zıvırlarımı ve çamaşır kurutma makinemi gizlemekte kullanıyorum hatırlarsınız.. 
fiyatını çok soran olmuştu net cevaplayamamıştım.. burada yok ama onu da fotoğraflamışım 129 lira.. doğru hatırlıyormuşum aslında hep emin değilim ama deyip bu rakamı verdim :)


ve üst banyomda kullandığım raf.. eve ait beyaz banyo dolaplarından var üst banyoda ancak ben ona sığamadım ve bu kısım gözüme çok boş geliyordu bu şekilde çok güzel oldu..
havlu çekmecem aşağıda..bu şekilde aşağı-yukarı havlu transferi yapmama gerek kalmıyor buradan alıp rahatlıkla havlu değişimi yapabiliyorum..


yine almadan önce fotoğraflamıştım.. ön kısımda biraz görünen rengi de var aynı rafın.. ben kahvesini çok sevdim banyoma da uygundu onu tercih ettim..


Hoşçakalın..

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com


Mause

Mause

Amung

linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

STAT COUNTER IP PROGRAMI

Alexa

pint it