6 Mart 2014 Perşembe

SİNEMA : Bi küçük Eylül meselesi..



İnternetim olmadığı dönemde vakit yok diye söylendiğim/iz her şeye vakit bulduk :) çocukları annemlere bırakıp kendimize bir gün ayırdık Yasin'le.. (şu an küsüz o ayrı :)

Aslında sinema hiç aklımızda yoktu.. her şey bir çırpıda olup bitti.. ben internetsiz kalmış zavallı bi tip olarak cafenin internetinden faydalanıp önemli maillere dönmeye ve aynı zamanda şu aşağıda gördüğünüz tiramisuyu götürmeye çalışırken Yasin "ya bi film varmış Engin Akyürek oynuyor gidelim mi ona ?" dedi..


açıkcası çok havalara uçmadım hani çok güzel işler yapıyorlar artık ama Türk Filmlerine ön yargılı yaklaşan tiplerdenim bende malesef..bayıldığım filmler var tabii ki ama genelde tv'den seyretmeyi tercih ediyorum. sinema hani biraz daha lüks oldu ya artık bizim için çocuklar dolayısıyla her dakika gidemediğimiz için.. bulduğum fırsatı hiç duymadığım (ortalık yıkılmış halbuki :) bir filmle harcamak istemedim ilk başta.. Engin Akyürek'te çok başarılı bana göre..gurur duyulası ama aman aman bi hayranlığım yok..Farah Zeynep Abdullah'ta aynı şekilde.. ismini söylemeyi seviyorum bi tek :) çok yuppiiii moduna geçemedim hemen.. o esnada internete girebiliyor olmak daha önemliydi benim için hehehe :)
neyse Yasin bunu söyledi ve uçtu sandalyesinden saniyesinde "ben bi gidip seanslarına bakıcam"diye.. 3 dakika sonra "biletleri aldım kalk kalk :)" diye geldi.. 4.dakikada hesabı ödüyorduk , 5. dakikada sinemada yerimize oturmuştuk ve film başlamıştı bile..
ben "bi de Face sayfama bakabileydim yeaa" falan derken bi baktım film beni içine çekti.. ve ilk vurucu sahneyle kendimi Farah'la birlikte kendimi denize düşmüş gibi hissetmemle "hobaaaaaa" dedim başlıyoruz ve koltuğuma iyice kuruldum.. film beni birden sardı.. 
çıktığımda tüm önyargılarımdan utanıyordum..bir kez daha gitmeyi , veya en azından evde seyretmeyi planlıyorum.. ve son dönem en sevdiğim oyunculardan Ceren Moray'da filmin tatlı sürpriziydi bana.. Berrak karakterine cuk oturmuş.. 

Sonunu ya da seyrederken filmin kurgusunu çözmenizi sağlayacak bir şeyler söylemeyeceğim tabii ki ama filmin gizemini bozmadan bazı sahnelerden , bazı şeylerden bahsedeceğim.. ben mesela seyrettiğim bir film hakkında biraz bilgi sahibi olmayı severim.. bilgileri okurum vs. ama mesela Yasin hiç bi şey bilmek istemez..okumaz.. sizde öyleyseniz fotoğrafın altındaki bölümü okumayın diye baştan uyarımı yapayım :)

Spoiler kısmını okumayacaklar için kısaca bi geçersem film çok vurucu.. sonunu tahmin ettiğinizi sandığınız anda aslında hiç tahmin edemediğinizi farkediyorsunuz.. belli yaşanmışlıklarınız varsa filmi anlama ve içinize oturma oranı o derece artıyor.. farklı , sürprizli duygularınızla oynayan bir film.. sizi çelişkiye sokuyor.. tahmin ettiğiniz şeyi düşündüğünüz için kendinizi kötü hissediyorsunuz..konduramıyorsunuz..  kurgu size bunu önce düşündürüp sonra pişman ediyor :) sonra o tahmin ettiğiniz şeyin doğru olmadığını farkedip rahatlamışken başka bir yerden vuruyor.. 
müzikler, sahneler çok etkileyici.. zayıf yerleri de var ama o esnada başka bir boyutta olduğunuz ve sürekli nolmuş olabilir yeaa diye fikir yürüttüğünüz için çok gözünüz görmüyor..

ve gece şöyle olmuştu , böyle olmuştu ay bak o lafla buraya gönderme yapmış , bunu bundan demişti haaa falan diye düşünürken mutlak surette uyutmuyor :)

genelde film sonlarını tahmin etmekte çok mütevazi olmam.. çok fazla film seyrettim.. Yasin'in de bir fikri vardı en başından beri söylüyordu.. onun teorisini işin içine katıp parçaları birleştirince bunun sonunu da tahmin ettim :) ama çok sonlara doğru..ciddi anlamda zorladı.. bir kaç farklı teorim vardı.. sıralamada en gerilere attığım çıktı.. 
o kadar zorladı ki olayı çözüp Yasin'e dönerek "Yasiiiinnnnn böyle böyle oldu gör bak" diye döndüğümde müthiş bir haz aldım..

Hadi spoiler bölümüne geçelim :)


Fotoğrafta ben "Teeeekk kıyamam ben sana" derken görülüyorum :) 

Filme bayıldım.. dediğim gibi önyargılarımdan utandım ve yine seyredeceğim.. ama saçma bulduğum yerleri vardı..
Farah Zeynep yani Eylül'ün anne ve babası.. filmin en başlarında kısa süreli göründüler ve sonra bıçak gibi kesildi kızlarıyla bağlantıları.. bu kız bu kadar şey yaşadı.. bu anne baba nerdeydi bu esnada ? :) kızın harika dostları var her kötü anında onlar yanındaydı.. anne baba belki en başta da hiç görünmemeliydi veya bi şekilde uzakta olup en azından kız her şeyi algılayıp dünya başına yıkılırken oraya gelemiyor , yetişemiyor vs. olmalıydılar.. veya dediğim gibi kız yalnız yaşıyor ailesiyle görüşmüyor vs. olabilirdi.. sonrada dahil olmaları kurguyu bozabilirdi belki ama en başta hiç dahil olmamaları bişey değiştirmezdi :)

sonra filmin konusu güzel ve zengin kız fakir ve çirkin erkek üzerine kurulu.. ama bildiğiniz zengin kız-fakir oğlan aşklarından değil bunu buraya not düşmek lazım..
işin çirkin erkek kısmındayım ben :) Yasin'le her çirkin erkek vurgusu yapıldığında verdiğimiz tepsi aynı oldu 
"bu mu çirkin erkek ?" çirkin erkek için Engin Akyürek çok başarılı bir seçim olmamış.. saf denebilir.. kızla uygunlar mı ? film içerisinde değiller evet ama Engin Akyürek'e çirkin denilemez ya :)
ya da kız muhteşem güzellikte bi şey olacaktı.. hani cinsiyetleri bi kenara koyup güzellik çirkinlik adına oy verin ikisine deseler Engin Akyürek kimilerinden Farah Zeynep'le aynı oranda oy alır.. 

şu an aklıma gelmeyen bir kaç küçük şey daha vardı ama dediğim gibi filmin bütününde önemsiz kalıyor..

çok ilginç bir film.. öyle sizi hüngür hüngür ağlatmıyor veya boğazınızda bir yumruk bırakmıyor bayık bir aşk filmi değil ama ciddi anlamda iç acıtıyor.. ama aynı zamanda güldürüyor..
Hele Yasin bir ara ciddi anlamda ter attı..alnının boncuk boncuk olduğunu gördüm.. parmağını ısırıyordu ağlamama çabaları bunlar.. kızı biraz bana benzetti :) 
"o ne be ?" "bu ne be ?" demeleri :) "ben bunu yememleri" yiyince bayılmaları "güzelmiş len bu" demeleri :) bi çok sahnede kahkahalarla birbirimize döndük Yasin'le o parmağıyla "aha aynı sen" diye beni gösterirken :)
ilk çıktığımızda ben kimseyi sevemem,bağlanamam artık havalarım.. sürekli bi ayrılmaya çalışmalarım :) kızın bana benzeyen havai halleri..

zaten ertesi gün dedi bana : sen beni bırakırsan bi gün bende aynı şeyi yaparım..

Mutlaka seyredin derim.. ama derinine inebilecekseniz :) filme bi sahip çıkma durumu oluştu bende..ziyan etmesin kimse :) 

filmin en can yakıcı cümlesi : Bi küçük Eylül meselesi vardı.. halledemedim..

Eylül yerine kendi halledemediklerinizi koyacaksınız..

***

velhasıl.. 
seyredin derim..

 artı son olarak Allah'ım bana bir "Berrak" ver diyorum :)

Hoşçakalın..

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

7 yorum:

  1. Berrak her eve lazım :) Bende sadece Türk filmlerine gitmeyi seviyorum evlendikten sonra arada yabancı filmlere gitmeye başladım :(

    YanıtlaSil
  2. ayyyyyyy kıskandım :( 4,5 aylık bebegi olan bir bayan olarak ve ailesinden uzak biri olarak yazıyorum bunu :( hamile iken 9. ayımda bile gitmiştik ama gayri gidemeyiz :) seni severek takip ediyorum ilkaycıııııııııım :)

    YanıtlaSil
  3. Başindan sonuna hepsine katiliyorum.Bu kadar güzel anlatilabilirdi...
    Seni yılın eleştirmeni ilan ediyorum.

    YanıtlaSil
  4. ilk yorum benden olsun bari:)))) bu filmi bende çok izlemek istiyorum.Engin akyüreği çok beğeniyorum.izlersem yorumlarımı bende söyleyeceğim.

    YanıtlaSil
  5. Ayyy cidden merak ettim en kısa zamanda izliciiim teşekkürler ;)

    YanıtlaSil
  6. Cok guzel ozetlemissiniz tesekkurler..

    YanıtlaSil
  7. bende teşekkür ederek başlayım o zaman bir küçük eylül meselesini çok izlemek istiyordum ama sonra nedense vazgeçtim
    sizin yazını okuyunca çok etkilendim hemen gittimm bugün tabiki çok çok beğendim severek,merakla izledimmm :))
    Çok beğeniyorum sizi paylaşımlarınızı sessiz takipçinizim :)

    YanıtlaSil

GÜZEL YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM..SEVGİLERİMLE :)
Firmanız ve ürünlerinizin Çatı Katı Blog'da yer almasını istiyorsanız İLETİŞİM : catikatiilkay@gmail.com

Mause

Mause

Amung

linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

STAT COUNTER IP PROGRAMI

Alexa

pint it