28 Aralık 2015 Pazartesi

SİNEMA / Nadide Hayat - ÇAĞAN IRMAK -





Pazar günü, 
tam da yaş bi nebze ilerlemiş, ruh oturmuşken, 
hayat içerisinde bir takım sorgulamalar yaptığım, 
kendimi bulduğum, 
hayatı daha net algıladığım, 
değer verdiğim gibi değer görmediğim, 
asla yardımcı olduğum kadar yardım görmediğim, 
asla ağırladığım gibi ağırlanmadığım, 
asla güleryüz gösterdiğim kadar güleryüz görmediğim,
boşa zaman harcadığım insanlardan kurtulup, 
tabiri caizse aydığım, 
yaşamdan lezzet almaya başladığım bir dönemde karşıma çıkan, 

"Bu hayat benim, ama yarısını başkaları için yaşadım. 
Geriye ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum: Belki kırk yıl belki bir gün. Geriye 
kalan hayat benim ve ben nasıl istiyorsam öyle geçecek." 


Cümleleriyle, beni kendi gerçeklerimle yüzleştiren, kim bilir hayat ve insan ilişkilerine dair kendi keşfettiklerimin üstüne daha göremediğim neler ekleyecek bu film diye düşündüğüm, Çağan Irmak'ın son filmi Nadide Hayat'a gittik..


Hem bu ruh haliyle hem de konu Çağan Irmak olunca beklenti büyüktü doğal olarak.. Belki de bu yüzden bi parça hayal kırıklığı oluşturdu.. Güzel miydi güzeldi.. Sandığımın aksine Nadide Hanım sadece eş ve çocukları dolayısıyla bir ertelenmişlik yaşamıştı hayatında.. Oysa insanın çevresindeki akraba, eş dost dediği insanlarda hayatının güzel anlarını çalıp, boşa harcamasına sebep olabiliyor.. Ben epey geniş düşünmüşüm.. Tabii "elalem ne der" e bir vurgu yapıldı ama sonunda..

Ama bir olmamışlık, bir havada kalmışlık vardı.. İçinde dram barındırsa da komediydi elbette, kategori olarak ayrı olsalar da, Babam ve Oğlum, Issız Adam, Unutursam Fısılda vuruculuğunda değildi..

Kısacası sanki Çağan Irmak filmi değil gibiydi.. Hele bazı sahnelere hiç gerek var mıydı ? veya niye o kadar amatör duruyordu, Çağan Irmak bunları gerçekten komik bulmuş muydu ? Yoksa sadece çerezlik bir piyasa filmi çekmek mi istemişti.. Film sanki daha uzunmuşta aradan bazı sahneler kesilmiş, her şey çok hızlı olmuş bitmiş, seyircinin hayal gücüne çok fazla şey bırakılmış gibiydi.. 
Sorular sorular :)

Her şeye rağmen iyi güldüm.. Lakin filmin 1-2 olayı ciddi derecede gülünecek gibiydi ama benim keyif alıp gülmemin yegane sebebi yanımda oturan hanımefendiydi :)
Tam da Demet Akbağ'ın filmde canlandırdığı Nadide karakterine benzer yaşta, benzer görüntüde ve muhtemelen benzer yaşantıda biriydi ve her seferinde öyle kendini bularak öyle içten gülüyordu ki ben daha ziyade kahkaha bulaşıcıdır'dan yola çıkarak onun gülmesinden keyif alarak güldüm :)

Ki normalde kıl sayılabilecek bir sinema seyircisiyim.. Sen önlerinden geçerken toparlanıp yol vermeyenlere, çok haşırtı huşurtu çıkararak bir şey yiyenlere, yanındakini rahatsız edecek derece yayılanlara, film esnasında cep telefonuyla internete girenlere, telefonların çalmasına ve hatta telefonla konuşulmasına gıcık kaparım ve uyaran tiplerden olurum..

Aslında normal olan benim :) 
Orası sinema çünkü.. Ama herkes takmayabiliyor bunları.. 
Bu hanımefendi de montunu benim kolumu koyacağım, koltuğumun kenarına koymuştu ama bu kez sinir olmadım.. Pozitif enerjisinden dolayı sanırım..

Kolumu montunun üstüne koydum ama tabii koymasaymış o da oraya :)

Bu arada pek çok yerde sinemaya gittik en çok Galleria!nın sinemasını beğendim.. Aşağıda filmin ikinci yarısını beklerken çektiğim bir kare mevcut..

Onun hemen altında da -spoiler bölümü- var. Fazla detaya inmeden hoşlandığım ve hoşlanmadığım kısımlarından bahsedeceğim filmin.. Gitmey düşünüyorsan ve bir şey bilmek istemiyorum derseniz postu okumayı burada kesmenizi tavsiye edeceğim :)

Kesecekler için son olarak toparlarsam, evet güzeldi pişman değilim bi kere emeğe saygıdan ay yarısında çıkmak istedim filmden falan diyemem gayet keyifli vakit geçirtti.. Ama aman kaçırmayın sinemada seyredin diyebileceğim bir film değildi şahsi fikrimi sorarsanız.. Bi kaç zaman sonra tv'de de yayınlanır.. 


- Spoiler Bölümü -

Okumaya devam edenler için bakalım neleri kendimce beğenmemişim..

* Bir kere Nadide karakterinin başta okulu bırakma kararı son derece yersiz ve gereksizdi bana göre.. "Ben kapıyı akşam eşim açsın istiyorum, yemekleri o yapsın istiyorum bla bla bla"
"Ay evet o zaman okulu bırakayım ben.. Aha da bıraktım "

O ne be ? :) 
Bunun için okul bırakılır mı ? Zaten su ürünleri okuyorsun, tıp falan olsa bir derece.. 
İlk çocuğuna hamile falan kalsaydı bari.. Sebep bu olsaydı ( evliydi nasılsa ) 

* O leğen esprileri.. Oyy oyy. Bi de uzun sürdü.. O gözlerden akan yaşlarla o leğenin dolması falan.. Çağan Irmak filminden çok sanki Çağan Irmak filminin parodisi gibiydi.. Yani daha iyi bi film varmış ortada, o filmle dalga geçmek için bir bölümü ti'ye alınmış gibi.. Yurtdışında bu tür şeyleri çok sık yapıyorlar hani.. Onlar gibi..

Balık ve Caretta Caretta'ların uzun, gereksiz konuşma ve esprilerine de hiç girmesek.. Keşke o kadar amatör durmasalarmış..

* Her şey çok hızlı gelişti.. Duygu eksikliği vardı.. Bunlar ne ara bir birine aşık oldular, ne ara aşık oldular da ne ara kıskanıp trip atma aşamasına geçtiler falan.. Kimse bi şey anlamadı.. İşte bu tür durumlardan dolayı sanki film uzunmuş, arada sahneler kesilmiş izlenimi bıraktı..

* Makine dairesindeki kimsenin tanımadığı adam.. Bi yere kadar gerçek mi değil mi o da belli değildi.. 1-2 kez lönk diye ortaya çıktı.. Sonra filmin sonunda kendisini garson olarak gördük..
Bu kadar..
E neydi o şimdi :) 

Kimdi o adam ? Niye sadece Nadide'ye gözüktü ? Noldu sonra ? Niye gemideymiş ? Napıyomuş ? 
Bu adamın karakter olarak varlığı filme ne kattı ?  Ne gerek vardı buna bi yere bağlamadıktan sonra ? Yine sorular sorular...

*Neydi bu şimdi dediğimiz şeylerden biri de filmdeki öğrenci kızlarımızdan birinin cinsel tercihi.. Panik yok.. Sanılacağı gibi öyle rahatsız edici bir sahne yoktu.. Hatta olay öyle hızlı ve gereksiz gelişti ki pek çok kişinin o esnada ne olduğunu, ne mesaj verildiğini anladığını bile sanmıyorum..
Kızımız pat diye aşık oldum dedi ve baktık ki aşık olduğu bir kız.. Gitti bunlar..
Bu kadar.. Hop konuya döndük filmde..

Hakkaten bu neydi şimdi ?

Yani tamam destekliyorsun belli ki de gereksiz bir araya sokuşturma olmuştu.. Böyle bir filmde ne alaka ? 

Neyse yine yoruldum ben.. Vardı ekleyecek bi şeyler ama burada kesiyorum.. Destan yazdım yine.. 

Son olarak unutmadan en çok güldüğüm sahnelerde rahmetli koca yukardan inerken "zembil mi 
o ?" esprisi, 
teknolojiyle ağır imtihan içinde olan Nadide Teyzemizin suratım nasıl görünüyor diye gecenin bi körü selfiesini çekip yanlışlıkla tüm eş, dosta whatsapp yoluyla göndermesiydi :)

Ve koro esnasında " İç bayılmasını aynı Nadide Hanım gibi yapıyoruz arkadaşlar" kısmı :)

Tekrar görüşmek umuduyla..

Hoşçakalın.. 

Takip edebileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :


İletişim : catikatiilkay@gmail.com


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

GÜZEL YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM..SEVGİLERİMLE :)
Firmanız ve ürünlerinizin Çatı Katı Blog'da yer almasını istiyorsanız İLETİŞİM : catikatiilkay@gmail.com

Mause

Mause

Amung

linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

STAT COUNTER IP PROGRAMI

Alexa

pint it