30 Ekim 2015 Cuma

SON ZAMANLARDA 20 :)

Madem okullar tatil, çocuklar babaannesinde, çayım yanımda, müziğim arka fonda, gölüm karşımda.. Neden post yazmıyorum ? dedim..

Ve işte burdayım.. Bakalım anlatacak nelerim varmış bu sefer ? :)

SON ZAMANLARDA,

Oğluma doğum günü yaptım..

Bu yıl her iki çocuğuma da doğum günü yapmayı planlamıyordum.. En azından bir sene ara vermeyi düşünüyordum.. Ama bir gün oğlum okuldan 2 güzel başarı haberiyle gelince hadi bunu kutlayalım, yaklaşan doğum günümüzü bahane edelim dedik..

Öyle apar topar plansız programsız, en sevdiği okul arkadaşlarıyla birlikte bir doğum günü yaptık.. Ne yalan söyleyeyim sanırım en çok eğlendiğimiz doğum günü bu oldu.. 

Ne ben çok yoruldum, strese girdim ne de oğlum geçmiş doğum günlerinde olduğu gibi, günler süren hazırlıklarım dolayısıyla ilgimden mahrum kaldı..  

Güzeldi güzel..

Sarı tafa kendini garantiye aldı tabii hemen.. Bana da yapacağız di mi diye.. Yapacağız artık dedim :)


***
Arkadaşımla buluştum,

Suna beni Sefai Hürrem Cafe'ye götürdü, kahvaltı ısmarladı :) 
Müthiş manzarası eşliğinde konuştukça konuştuk.. Kaç bardak çay içtik hatırlamıyorum.. Etrafımız sürekli fotoğraf çekip, telefonlarına gömülüp iki çift laf etmeyen insanlarla doluyken bizim hiç fotoğraf çekmek aklımıza gelmedi.. 
Hele bir masa vardı ki cidden hiç birbirlerini suratına bakmadılar..

Müthiş bir terse dönüş var ben de.. Bolca kendimi eleştiriyorum ve benimde zamanında yaptığım bir çok şey saçma geliyor artık.. 
Geçenlerde eşimle de bunu konuştuk.. Bi gün arabamızı otoparka bıraktık, sırf vapura binmek için karşıya geçtik ve gözlerimize inanamadık.. Vapurda herkes selfie çekme derdindeydi.. Kimse manzaranın tadını çıkarmıyordu.. Bu ne yahu dedik.. 

Sürekli bir şeyleri gösterme çabasında olduğumuz için hiç bir anın tadını çıkaramıyoruz farkında mısınız ? 
Biz artık bunu yapmamaya çalışıyoruz.. 

Hele bir de karşılıklı otururken fotoğraf paylaşıp yorumlaşmalar yok mu ? :) 

-Çok eğleniyoruz yupiii ! 
Altına karşısında oturandan cevap : ay evet çok eğleniyoruz en çok biz eğleniyoruz ! İyi ki geldik seni çok seviyorum !

Lağğnn karşında oturuyo ! Yüzüne söylesene :))

Çok eğleniyosunuz birlikte belli kafalar telefondan kalkmıyo.. Bize göstermeden eğlenemiyosunuz belli ki :)

Gerçekten keyifli vakit geçirdiğinizde fotoğraf falan çekmek aklınıza gelmiyor.. 
Bakınız : Instagram'da popüler, bol like alabilecek bir cafeden elimde sadece şu aşağıdaki fotoğrafla dönüşüm gibi :)

- Ay dur bari bi kare çekeyim Suna kahveyi gemiyle getirmişler haha,  diyerek çektim bunu da :)

Velhasıl gördüklerim bana kalsın, siz merak ettiyseniz cafeyi buradan inceleyin.. ( Sefai Hürrem Cafe )


***
Galata/Taksim/Beyoğlu gezisi yaptık... 

İşte biz o cafede Suna'yla saatlerin nasıl geçtiğini anlamazken eşim aradı.. 

-Napıyorsunuz dedi.. 
Dedim manzaram nefis Yasin..  Galata'ya karşı çay içiyorum :) 
O da dedi ki : Ben de Galata'nın önünde çay içiyorum :)

Güldüm ben.. 
Doğruymuş meğer :) 

O beni Suna'nın yanına bırakıp gitmişti.. Alışveriş yapacaktı sonra beni alacaktı.. Gezmiş dolaşmış yeni yerler keşfetmiş beni götürmek üzere.. Belirlediği yerleri gezdik bir gün çocukları bırakıp yalnız çıktığımızda.. Yine arabamızı otoparka bıraktık.. İstanbul'u turist gibi dolaştık..

Galata'nın önünde bu kez birlikte çay içtik.. 
Sonra Galata'dan Taksim'e kadar yürüdük.. Sonra bir de ordan geriye yürüdük.. Yemek yedik.. Fena güzel bir gün ve akşamdı ama.. 
Fotoğrafsızlıktan da belli.. Yine aklıma gelmedi.. Yine elimdeki tek kare bu aşağıdaki :)

O kadar yorulmuşuz ki, ertesi gün gözümüzü açtığımızda saat öğleden sonra 2'ydi :) Gözlerime inanamadım saati görünce.. Çocuklarda yoktu tabii evde, bizi elleyen uyandıran da olmamış.. Çocukları doyurma derdim olmadığı için kafam rahat yatmıştım.. Yatış o yatış :)


***
Yemek listesi yaptım, 

Size de fikir olsun.. Bu liste benimki değil.. Bana fikri veren, blog takipçilerimden sevgili Merve'nin listesi.. Benimkini henüz temize geçmedim.. 
Çoğu zaman akşama ne yapsam derdiyle buzdolabı karşısında kıvranıyoruz malum.. Bu tür bir liste hazırlamak hayat kurtarıcı olacaktır.. 
En azından benim gibi liste insanı biri için.. 
Oğlumun buzdolabının üstündeki okul/beslenme listesinin yanında yeri hazır bile :)


***
Bakım yaptım :)

Evde kendi kendinize uygulayacağınız, çok pratik ve bir o kadar da işe yarayan bir cilt bakımı önerisi paylaşacağım şimdi..

Malzemeleri veriyorum :  Bir adet ayna :) Bir tatlı kaşığı yaş maya, yarım çay kaşığı bal ve bir tatlı kaşığı süt..

Malzemeleri karıştırıp koyu kıvamlı bir krem elde ediyorsunuz.. Benim fotoğrafta görünen karışımım biraz sıvı olmuştu ben sonradan maya ilave edip koyulaştırdım biraz daha.. Akıyor yüzünüzden çünkü sıvı olursa..
Hazırladığınız karışımı boyun ve göz altlarınız dahil tüm yüzünüze sürüyorsunuz.. 20 dakika bekletip, yüzünüzü yıkayıp gül suyu ile siliyorsunuz..

Karışım yüzünüzde kurudukça cildinizin nasıl gerildiğini göreceksiniz :)

Bu işlemi haftada 3 kez uygulayabilirsiniz.. Ben evde mayalı hamur yaptıkça kalan mayaları bu şekilde değerlendiriyorum.. Çok çabuk bozuluyor yaş maya malum.. Bu şekilde hem cildime yarıyor hem israf olmamış oluyor..


***
Ev boşaltmacaya başladım :)

Evimde pembelerden, ferforjelerden birazcık sıkıldım.. Pek çok şeyimi satmaya ve bi parça tarz değiştirmeye karar verdim.. Duyuru yaptım "evimde daha önceden gördüğünüz, beğendiğiniz satsaydı alırdım dediğiniz her şey için bana ulaşın" diye.. 
Çağrıma kulak veren arkadaşlar aşağıdaki English Home ferforje rafım, English Home fenerim, duvarımdaki çerçevelerimin bir kısmı, bir kaç parça kıyafetim, çantam ve hatta peçete koleksiyonumun yeni sahipleri oldular :)


Ev Boşaltmaca hala devam ediyor :) 

Aşağıdaki İkea paravanım, kızımın beşiği, alt açma mobilyası, Maclaren bebek arabamız, mama sandalyesi vs. satmayı planladığım diğer şeylerden bir kaçı.. Büyük parçaları İstanbul içi bazı semtlere elden kendimiz teslim edeceğiz.. 

Siz de fotoğraflarımda gördüğünüz satsaydı alırdım dediğiniz ev veya sofra aksesuarları, kızımın veya benim kıyafetlerim vs.. her şey için mail adresimden ( catikatiilkay@gmail.com ) veya Modarana Facebook sayfamın ( https://www.facebook.com/catikatimodarana ) mesaj bölümünden bana ulaşın.. 
İkea Çiçekliğim ve güllü aynam satışta değil ama :) 


Takı kutumla aşk yaşadım :)

Takılarımı üstten görebilmek için, kapağı şeffaf tatlı bir kurabiye kutusu kullanıyordum burada bir süredir..
Sonra bir sabah, geceden kurutmaya koyup ( evet kurutma makinemden memnunum :) sabaha kadar kurumasını sağladığım oğlumun okul kıyafetlerini ütülemek üzere kalktım.. Hava zifiri karanlıktı daha.. Makyaj masamın üstüne de ütü suyu bırakmışım akşamdan.. Karanlıkta uyku sersemi çarptım suya.. Ve kurabiye kutusundan bozma takı kutum ıslandı :)

Aynı gün fotoğraftaki bu güzelliği aldım Koçtaş'tan ayıla bayıla.. Çok şık.. Mika ve fotoğraftakinden çok daha güzel görünüyor çıplak gözle.. Işıl ışıl bi şey.. Çok beğenerek aldım..

3 katlısı ve başka makyaj malzemesi organizerleri de  vardı.. 3 katlısında 2 küçük çekmece olduğunu düşünün benimkine ilaveten üstte.. Ama bu boyu tam buraya çok ideal olacaktı bunu beğendim ben..
Bir de ruj kutusu vardı sanırım 8 adet ruj alıyordu. Ondan da almak istedim ama son bir adet kalmıştı ve kırıktı.. Sanırım tekrar gelecekmiş bakacağım yine..


Bu takı dolapları da artık çok erişilebilir halde.. 

Eskiden bunların fotoğrafları bazı yabancı sitelerden alınıp paylaşılır ve herkes birbirine sorardı yaa bunları nerden bulabiliriz diye :) Şimdi pek çok yerde karşımıza çıkıyor.. Görmüşken fotoğrafladım.. Çok takısı, ıvır zıvırı olanlar için ideal.. Kapağı aynalı ve fiyatı 189 TL idi.. Yine Koçtaş'ta..
Yanındaki pembe ile 100TL kadar fiyat farkı vardı.. Bence bu daha güzel ve uygun fiyatlı.. Çok bi fark yoktu aralarında o kadar fiyat farkına sebebiyet verecek.. 


İkea'nın meşhur aynası beyaz haliyle Koçtaş'ta :)

Koçtaş'ta bi İkea havası sezdim bu sefer zaten :) Katalog düzenleri vs. Güzel olmuş ama sevdim ve artık daha sık giderim.. Çok güzel şeyler vardı.. Hele benim takı kutuları resmen kapışılmıştı.. 



Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

19 Ekim 2015 Pazartesi

PİKNİK..

Bulutlar ve göl bütün griliği ile içime çöküp ruhumu karartırken, ben onların masmavi hallerini, sere serpe piknik günlerimizi hatırlamak istedim.. 

Sizi de yanıma yandaş yapıyorum.. 

*****
Yaz çok uzaklaşmış olamaz.. 

Çok istesek geri gelir mi ki ? 

*****
Keyifli Seyirler... 









Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

10 Ekim 2015 Cumartesi

Her Yerde Kalp Var Post 2 :)

Bilgisayarımın bozulması sebebiyle ara vermem ve yeni bilgisayar almamla bloga dönüşüm, buradaki  http://babyh23.blogspot.com.tr/2015/08/her-yerde-kalp-var.html Her Yerde Kalp Var postumla olmuştu hatırlarsınız.. :)

Etrafta kendiliğinden oluşan kalp şeklillerini bulmak çocuklarımla bana güzel bir aktivite oldu demiştim.. Açıkcası ben bu postun ikincisini yapabileceğimi düşünmemiştim.. Ne kadar kalp şekline denk gelebilirdik ki ? 

Ama ziyadesiyle şaşırdığım kalpler bulduk..

Mesela, tam kızımın mama sandalyesini silecekken içerden çağrılıp bezi sandalyenin üzerinde bırakmam ve kızımın "Anne bezde talp vaaarr" diye bağırmasıyla karşılaştığım manzara gibi :)


Çok duygulu çocuklar yetiştiriyorum.. Göz yaşları bile kalp şeklinde..

Geçenlerde hafifçe ağlayan oğlumun gözünü koluna silmesiyle ortaya çıkan görüntü.. Ağlama falan kalmadı sonra bunun üzerine tabii :)

Kalp şeklinde ağladıkları gibi kalp şeklinde de döküp saçıyorlar..

Yemek yiyen kızımın masaya döktüğü yemeğinin aldığı şekil.. 
Sonrası çığlık kıyamet tabii "Anneeeee burda talp vaaaarrrğğ" diye mutfağa koşan sarı tafa.. Elinde ipad fotoğraf çekmek üzere olay mahalline koşan anne :)


Kahvede kalp artık pek şaşırmadığım bir görüntü :)


Ama buna şaşırmıştım ve epey de geyiğini yapmıştım.. 
Çok sevgi dolu bir kadınım poğaçamın yaktığım kısmı bile kalp şeklinde :)


Sarı tafaya "Tesbihleri alıp alıp sağa sola saçmaaa" diye ciyaklarken yerdeki tesbihi almaya eğildiğimde gördüğüm kalp..

Emiin toş toş burda yine talp vaarr diye ortayı ayağa kaldıran Sarı tafanın ayakları da fotoğraf karesi içinde :) 


Yine diğer posttaki gibi aynı dilekle bitirelim..

Güzellikleri gören gözlerden olmanız dileğiyle, bütün kalple size gelsin <3 

Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

5 Ekim 2015 Pazartesi

EV DÜZENİ VE İNSAN İLİŞKİLERİNE DAİR 11 TECRÜBE ve ÖNERİ..



Herkese Merhaba 

Daha önce sevgili blog okuyucularım tarafından yazılması için istek aldığım bir konuda ,oldukça uzun bir postla karşı karşıyasınız çayınızı kahvenizi alıp başlamanızı öneririm :)

 İki parça olarak yayınlamayı düşünüp Facebook sayfamda fikir almıştım.. Çoğunluk tek parça olsun deyince öyle oldu.. Tek parça olarak yayınlıyorum ancak yazdıkça yazası gelen biri olarak, kendimi frenledim, maddeleri, cümleleri ve hatta paragrafları oldukça azalttım yine de.. 

Yani bu postu hazırlarken farkettim ki paylaşılacak şey çok.. Direk bu postun devamı olmasa da benzer postlar gelecek yine diyor ve biraz bu postun içeriğinden bahsetmek istiyorum..

Bu postta evde düzeni sağlamak adına tecrübe edip uyguladığım fikirler ve insanlardan bolca zarar görmüş biri olarak insan ilişkilerine dair edilmiş bir kaç kelam bulacaksınız.. 

Ev düzeni ve insan ilişkileri ne gibi bir alaka sonucu aynı postta konu edildi diye düşünürseniz, okudukça farkedeceksiniz özellikle hayatınıza dahil ettiğiniz insanlar ev düzeninden, evlilik hayatınıza kadar pek çok şeye etki ediyor..  

Keyifli okumalar dilerken, sizlerden de hayatın koşturmacasına karşı aldığınız önlemleri, tavsiye ve önerilerinizi, sosyal hayatta karşılaştığnız iyi veya kötü olayları, yorum penceresinde veya Facebook sayfamızın bu postu yayınladığım bağlantısının altına yorum olarak ( burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz ) bizimle paylaşmanızı, bu posta katkıda bulunmanızı rica ediyorum.. 
Önerilerinizi keyifle okuyacağım..

Sevgiler <3

* Günlük plan yapın, işlerinizi yazın..

Benim her zaman hayatımın her anında bir defterim olmuştur.. Bittiğinde hemen yerine yenisi gelir.. Şu an bile önümde duruyor :) 
İşlerinizi yazmak hem kontrolü ele aldığınızı gösterip kendinizi iyi hissetmenizi sağlar hemde daha organize olup zamanı iyi kullanmanıza sebep olur..

Güzel yazmanıza gerek yok, düzgün cümleler kurmanıza gerek yok.. Siz anlasanız yeter..  
Çok vakit ayırmanıza gerek yok.. Kalktığınız zaman yapın çayınızı kahvenizi.. Bi kahve içimlik zaman dilimine yazın günlük işlerinizi.. 
Mesela bugün benim listemde yazılı olanlar.. 

Bulaşıklar..
Çamaşır yıkama / kurutma / kaldırma
Buzluğa börek stok
Post taslak
Sipariş hazırlama
Market listesi
Ödev kontrol
Boş oda fazlalıklar 

Bunları yaptıkça üzerlerini çizmek sizi hem motive edecek, hem keyif verecektir :)

Daha büyük zamanlı listelerde hayatınızı kolaylaştırmak için size yardımcı olacaktır.. Haftaya yapılacaklar ( kışlıkları çıkar, kapılar silinecek ) vs. gibi.. 

* Ertelemeyin..

Mümkünse her şeyi zamanında yapmaya çalışın.. Boşa vakit geçirip işleri aksatmak yerine yapılacakları yapıp sonrasında kalan boş vaktin keyfini çıkarmak çok daha mantıklı.. 
Çünkü kafan doluyken yapacakların varken geçirdiğin o boş vakit çokta verimli olmuyor bana göre.. Ama aynı vakti işlerin bitmesi sonrasında keyifle geçirebiliyorsun.. 
Mola verin ama.. O ayrı :)

*Erken yatın, erken kalkın..

Ben başaramıyorum siz başarın :) 

Erken kalkınca enerjinize, yaptığınız ve yetişebildiğiniz iş sayısına inanamayacaksınız.. Arada kalkıyorum da ordan biliyorum :) 
Aslında her şeye yetecek kadar zamanımız var.. Sadece doğru kullanamıyor ve gereksiz şeylerle çar çur ediyoruz..

* Organize olun.. 

Her şeyinizin yeri belli olsun.. Ve ev ahalisinden de buna uymalarını rica edin.. Herkesin aradığı şeyin nerede olduğunu bilmesi veya aldığı şeyi aldığı yere bırakması işlerinizi büyük oranda azaltacak göreceksiniz..

15 yıldır eşimle beraberlik hayatımda farkettim ki, evlerimizi eşlerimizle aynı gözle görmüyoruz.. Bir dönem şunu sıklıkla söylerdim eşime.. "Bir gün senin gözünden bu evi görebilmeyi çok isterdim.."

Şöyle ki, mesela bazen eline aldığı bir şeyi nereye koyacağını, nereden alacağını bilemiyor.. Oysa o elindeki şey kaç senedir aynı yerde duruyor mesela.. Ama o erkek gözüyle bunun farkında değil.. Daha önce hiç dikkat etmemiş :) Bunu söylemek gerekiyor.. 

Mesela kayık tabak örneği vereyim.. Vakti olduğunda bize özel yemek yapmayı sever eşim.. Tavuk sote, mantar sote veya terasta ızgara gibi şeyler onun işi.. Genelde kayık tabak kullanır.. Kızartma türü bir şey yaptıysa altına peçete serer.. Ve her seferinde bana sorar "aşkım kayık tabaklar nerde" " Peçeteler nerde"

Daha önce aldığın yerde :) Ama sürekli bana soruyor.. Bunun çözümü beynini kodlamak gibi bir şey de herhalde..  Artık kodluyorum.. Gözlerinin içine bakıyorum ve şöyle diyorum :) "Aşkım bak kayık tabaklar burda.. Peçeteler burada.. Sen benden her istediğinde ben bunları buradan alıp sana veriyorum. Yeri değişmiyor.. Bundan sonra bana sormadan buradan alabilirsin.."

Örnekler çoğaltılabilir.. Rana'nın tokalarının, kıyafetlerinin yeri bellidir mesela.. Oğluma kardeşine atlet getir dediğimde mesela nereden alacağını bilip, aramadan kolaylıkla getiriyor.. 

Makas, havlu, tuvalet kağıdı, yedek ürünler vs. hep belli yerlerde ve herkes ihtiyaç halinde bana sormadan ulaşabiliyor..

* Çocuklarınıza görev verin, eşinizle iş bölümü yapın..

Bu madde yukarıdaki maddeyle bağlantılı, daha örneklendirilmişi diyelim.. Benim gibi kontrol delisi, her şeyi ben yapıcam mantığındaysanız bu biraz zor olabilir.. Ama başarılabiliyor ben bile başardıysam herkes başarır.. 

Bırakın evde sizin dışınızda da bir şeyler yürüsün.. Her şeye yetişeceğim diye paralamayın kendinizi.. Bırakın her şey istediğiniz gibi olmasın.. İstediğiniz gibi olmasa da oluyor.. Bunu keşfedince işleriniz çok daha hafifleyecek, ruhsal olarak daha iyi hissedeceksiniz..

Bizde mesela eşimin işleri bellidir.. Büyük market alışverişlerini o yapar.. Çocuğu okula götürüp almakta onun yaptıklarından biri..
Toz alerjim sebebiyle sulu olmayan küçük süpürgeyi boşaltmak, yazın terası yıkamak, yine alerjim sebebiyle kuşumuzun kafesinin temizliği gibi şeylerde onun işi..

Çocuklarımında çeşitli görevleri var.. Bunları yapmak hem onlara sorumluluk bilinci aşılarken bana da büyük faydası oluyor.. Aman çocuğun yapacağı işten ne olacak dememek lazım inanılmaz işe yarıyorlar ve çokta mutlu oluyorlar işe yaradıkları için...

Banyoda havlu değiştirmek, tuvalet kağıdı alındığında sepete yerleştirmek veya bittiyse yenisini takmak oğlumun görevlerinden bir kaçı..
Çamaşır makinesini boşaltıp kurutmanın önüne götürmek, ve yine kurutma bittikten sonra makineyi boşaltıp sepeti yatak odasına götürmek oğlumun görevlerinden diğerleri..

Ütülediğim çamaşırlarını da dolabına kendi yerleştiriyor.. Her şeyinin yeri belli ve yenileri alta koyup dolapta olanları üste çıkarması gerektiğini de öğrettim buna göre diziyor..

Sofranın toplanmasına yardım etmek, odasının düzeni vs. gibi şeylerde diğer görevleri..

Kızımda sofra kurarken tabak, bardak, çatal, kaşık ve ekmek taşıyor.. Banyodan sonra saç kurutma makinesini dolaptan çıkarıyor ve kirli çamaşırlarını kirli sepetine kendisi götürüyor.. Onun görevlerinden bazıları da bunlar.. 

* Fazlalıklardan kurtulun

Dolabınızda kullanmadığınız kıyafetler, ayakkabı dolabınızda en son ne zaman giydiğinizi bile hatırlamadığınız ayakkabılar, takmaya fırsat bulamadığınız çantalar.. Kullanmaya fırsat bulamadığınız bir sürü ıvır zıvır.. Her şeyden beşer onar tane.. Tıklım tıkış, bir türlü düzen oturtamadığınız dolaplar..

Tüm bunlar size huzursuzluk veriyor mu ? 

Bu saydıklarım hiç başıma gelmedi ama eminim bana verirdi.. Çünkü ben dolapları belli bir kapasitenin üzerine çıkmaya başladığında gerim gerim gerilen, ve onları boşaltıp fazlalıklardan kurtuldukça mutlu olan biriyim..

Zaman zaman fazlalık bir eşyanın beni uykumu kaçıracak kadar rahatsız etmesiyle acaba bu bir psikolojik sorun mu ki diye düşünsem de :) son zamanlarda okuduğum kişisel gelişim kitaplarında, dinlediğim psikolog söyleşilerinde hep aynı şeyle karşılaşıyorum..

"Mutlu olmak için hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulun.."

Demek ki kendimi bildim bileli doğru yoldaymışım.. Hiç bir zaman dolaplar dolusu kıyafetim olmadı.. Yeni bir şey alacaksam mutlaka bir kaç kullanmadığım şey dolabımdan çıktı.. Bunu biliçsizce uyguladım.. Ya birine verdim, ya belediyeye gönderdim.. Satılabilecekleri satışa çıkardım..

Bu yüzden  3 kapılı küçük bir gardrobum ( ki sadece 1 kapısı benim.. ) ve sadece 2 adet giysi çekmecem var.. 
Dolabımdaki her bir parçayı mutlaka kullanıyorum.. Gereksiz yere yer kaplayan hiç bir şeyim yok.. 

Yatağım bazalı olmadığı için sürekli karşılaştığım kışlıkları / yazlıkları nereye koyuyorsun ? nasıl yetiyor dolabını sorusunun cevabı da bu.. Kışlıklarım veya yazlıklarım desenli bir karton kutuyu doldurmuyor bile.. Bu yüzden yer sıkıntım yok.. 

Eşim ve çocuklarımda aynı düsturda ilerliyor.. Sadece kızımın doğumda ve doğum günlerinde gelen hediyeler dolaysıyla çok fazla kıyafeti var /vardı ve şimdiye kadar hastanede birlikte yattığımız kadının bebeğinden, okul bahçesinde karşılaşıp hiç tanımadığımız kadının bebeğine kadar bir sürü bebeğe faydası dokundu.. Hatıra amaçlı sakladığımız bir kaç parça dışında her şeyi dağıttık.. 

Kurtulun.. 
hayatınızdaki fazlalıklardan kurtulun.. Dolaplarınıza çekmecelerinize alıcı gözle bakın.. boşu boşuna yer kaplayıp size ruhsal olarak yük getiren o kadar çok şeyle karşılaşacaksınız ve onlardan kurtulduğunuzda o kadar hafifleyeceksiniz ki inanamazsınız..

Ve eşyaların enerjileri olduğuna inanıyorum.. Sevmediğiniz, negatif enerji aldığınız ama bir şekilde görüşmek zorunda kaldığınız birinin, bir davet esnasında veya hayırlı olsun olur, bebek doğumu olur vs. bir şekilde size hediye olarak getirdiği bir şeyin, evinize negatif enerji yaydığına inanıyorum.. 

Sanki o kişinin varlığı o eşya aracılığıyla sürekli yanınızda, gözü her daim üzerinizde gibi.. 

Kurtulun.. Ne almış olursa olsun sizde böyle olumsuz duygular uyandıran bir şeyi evinizin içinde tutmayın.. 
Birine verin.. Verdiğiniz kişi aynı olumsuz duygularla yaklaşmayacağı için mutlu bile olacaktır. Bir taşla iki kuş.. Hem verdiğiniz kişiyi mutlu edin, hem baktıkça o kişiyi hatırlayıp, kendinizi kötü hissetmeyin.

* Akıllı alışveriş yapın.. 

Fazlalıklardan kurtulmanın en kolay yolu baştan onları evinize hiç sokmamak..

Alışveriş yaparken sakin olun.. Bir şeyi gerçekten istediğinizden emin olmadan onu satın almayın.. Yanınızdaki insanların veya satış personelinin sizi etkilemesine izin vermeyin.
Bunu alsam mı acaba diye düşündüğünüz bir şeyi almayın.. Çünkü gerçekten beğenseydiniz alsam mı diye tereddütte kalmazdınız.. Muhtemelen daha güzelini görüp pişman olacaksınız.. 

Ve uzun zaman önce bir yerde okuduğum çok işe yarayan bir tüyo.. Bir şeyi almak istediğinizde 15 dakika oyalanın.. Gerekirse mağazadan çıkıp dolaşın.. 15 dakika sonrasında o şeye karşı hala aynı duygulardaysanız o zaman alın..

Bu 15 dakikalarda o kadar çok şeyden vazgeçtim ve sonrasında daha çok beğendiğim başka şeyler aldım ki :) Her zaman etkili bir yöntem..

*Kendinizi ödüllendirin..

Bir sürü iş yaptınız ve tükendiğinizi hissediyorsunuz.. Mutlaka ara verin.. Hatta bunu tükendiğinizi hissetmeden yapın.. Bi kahve için.. Yanında çikolata yiyin.. Dergi karıştırın.. Ruj sürün kendinizi şımartacak bi şeyler yapın :) 

Daha da ötesinde kendinize hediyeler alın.. İstediğiniz bir kitap olabilir, her şey olabilir.. Ve hediye paketi yaptırmayı unutmayın :)

* Büyüklerinizden yardım istemekten çekinmeyin.. 

Zaman zaman çocuklarınızı büyüklerinize bırakmaktan çekinmeyin.. Anne - baba olmanın dışına çıkıp eşinizle baş başa vakit geçirin, sevgili gibi gezin tozun eğlenin ve buna ihtiyaç duyup gerçekleştirdiğiniz için kendinizi asla suçlu hissetmeyin..

Nefes alma ihtiyacınız olması, hayatınıza bir süre mola verip değişik bir şeyler yapmak istemeniz o kadar normal ki.. 
Toplumumuzda evin reisi erkek gibi görünse de her zaman söylerim ki aslında bence reis kadın.. 
Ev hayatında her şey sizin etrafınızda dönüyor..  Siz mutluysanız eşiniz ve çocuklarınızda mutlu.. Siz kötü durumdaysanız bu otomatikman onları da etkileyip mutsuz ve huzursuz ediyor.. Bu yüzden kendinize yatırım yapmaktan kaçınmayın.. 
Bu yatırımı aslında ailenize yapıyorsunuz unutmayın.. Saçını süpürge edip sürekli fedakarlık yapmadan, kendinizi ve makul isteklerinizi ertelemeden de çok iyi bir anne olabilirsiniz.. Hatta emin olun daha iyi bir anne olursunuz..

* Hayır demekten çekinmeyin.. Ayıp olur duygusundan kurtulun..

Her ne kadar bazı insanlar dışardan baktığında "bütün gün evdesin ne işin var" gibi bir yaklaşım sergilese de, (ki biz zamanlar bende bunlardan biriydim :) aktif çalışma hayatım olduğu dönemlerde, annem bütün gün oturmadım dediğinde abarttığını düşünüyordum ve bir başka tanıdığımıza "bütün gün evde canın sıkılmıyor mu ? dediğimi hatırlıyorum :) 
Tamamen iyi niyetliydim.. Çalışıyordum ve insan bütün gün evde olunca sıkılır yapacak bi şey bulamaz gibi geliyordu..

Oysa öyle değil.. Bir evi yönetmek hele çocuklarda varsa hiç kolay bir şey değil.. Bir maraton koşusu gibi ve belli bir tempoda koşmazsan arkadan gelenler üzerine yığılıyor ve altında eziliyorsun.. Her şey belli bir rutinde ilerlemek zorunda.. İşin içine sosyal olarak ta aktif olayım isteği girerse işler bir parça daha karışıyor..

Yardımcı tutma gibi bir seçeneğiniz yoksa, sosyal hayatı da dengede tutmak lazım.. Benim acı tecrübelerime dayanarak size olan nacizane tavsiyem önceliklerinizi iyi belirleyin, hayır demekten çekinmeyin ve ayıp olur duygusundan kurtulun.. 

Özellikle blog yazmaya başladıktan sonra olmayacak insanlarla görüştüm ve daha da ileri giderek onları evime doldurdum.. Ben onlara karşı aynı duygusal yoğunluğu hissetmememe rağmen sırf beni sevdiklerini, bana hayran olduklarını söylüyorlar diye, bir şekilde bu ilgiye karşılık vermeliyim diye, çağırdılar şimdi gitmesem ayıp olur diye, sana geleceğiz dediler gelmeyin demek olmaz şimdi diye..  vesaire, vesaire.. Büyük hatalar yaptım.. En değerli şeyim olan vaktimi başkaları için boşa harcadım..

Evlilik hayatıma çok büyük zararları oldu bu durumun ve bir çok konuda ciddi aksaklıklar yaşadım.. 

Çocuğumu hafta sonu banyosunu yaptıramadan okula gönderdiğim de oldu.. Ailemi sabahın köründe kahvaltı edemeden yollara dökmelerim de.. 
Eşimin saatlerce trafik çilesi çekmesine, çocuklarımın perişan olmasına sebep olmalarım.. Yine deli gibi çalışan eşimin tek dinleneceği günde misafirim gelecek diye evden postalamalarım.. 
İnsanları ağırlayacağım diye günler süren ev temizlemelerim, bu esnada sürekli çocukları evden gönderip çocuklarıma hasret kalmalarım... Eşimin servis şöförü gibi milleti getirip- götürmeleri.. Ve üstüne onlardan saygısızlık görmeleri.. 
Benden alınıp alınıp ödenmeyen ürünler. Benim tanıdıklarımdan alınıp alınıp ödenmeyen benim ödediğim ürünler.. Onlara karşı mahcubiyetlerim..  Maddi manevi zararlarımız.. 
Ve en önemlisi eşime karşı mahcubiyetlerim..

Tanınırlığımın getirmiş olduğu bir takım avantajlarla yanımda görünüp, isim duyurup sırtımdan kazanılan paralar.. Ama sonrasında benden asla ve asla bahsetmemeler.. Herkesle görüşürken çarşaf çarşaf yayınlar yapılırken nedense benle görüşmelerin gizli tutulma çabaları.. Tek bir kare paylaşılmaması.. 

Caf caflı günlerde evimi dolduranların, kendi sorunlarıyla saatlerce vaktimi alıp, beni ruhsal olarak çökertip eşime çocuğuma bu durumu yansıtmama sebep olanların,  bazı iletileri özellikle yazıp gözlerine gözlerine soktuğum halde kızımın hastalığını, ameliyatını görmezden gelmeleri.. Neler neler..

Ve geldiğimiz noktada ;

Kullanılmışlığım, başkaları için çabalarken eşime çocuklarıma hasret kalışım, yine onlarla geçirebileceğim fakat değmeyecek insanlara heba ettiğim günlerim, saatlerim,  insanlar sebebiyle hayat arşivime kattığım eşimle gereksiz kavgalarım, pişmanlıklarım ve maruz kaldığım büyük nankörlüklerle baş başayım :) 

Biz bu sene çok fazla ailecek piknik yaptık farkında mısınız ? Ki yayınladıklarım, sizin gördükleriniz yaptıklarımızın küçük bir kısmıydı sadece.. Kendi içimize döndük, uzaklaştık.. Hem ailece hem Eşimle baş başa çok gezi yaptık ama hiç birini paylaşmadım.. Ve hepsi çok huzurluydu.. 

Diyeceğim o ki, önce çocuklarınız, eşiniz ve eviniz.. Hayır demekten çekinmeyin ve istemediğiniz şeyleri sırf size ilgi gösteriyorlar diye mahcubiyet duygusuyla, insanlar mutlu olsun diye yapmayın..

Tabii ki çevreniz ve arkadaşlarınız olacak.. 
Ancak iç güdülerinize ve hislerinize güvenin.. Olumsuz şeyler hissediyorken görüşmeye devam etmeyin, evinize sokmayın.. Farklı şeyler hissederken, ayıp olur mu diye hissettiğinizden farklı davranışlarda bulunmayın.. Fedakarlık yapan taraf her zaman siz olmayın.. İlişkiniz bir dengede yürüsün.. İnsanlarla mesafenizi doğu ayarlayın.. 
Şimdiye kadar ben yapamadım siz yapın :)

Her şeyi yaşayıp tecrübe edecek kadar vaktiniz yok.. Bu yüzden başkalarının tecrübelerinden bolca yararlanmaya bakın.. Aklınızın başınıza gelmesi için 35 yaşınızı beklemeyin ve başınıza bir sürü şey gelmesi gerekmesin..

Abartılı sevgi gösterilerine kanmayın.. Sizin karşı taraftan ne gibi bir üstünlüğünüz olabilir ki bu derece abartılacak ? 
Size "idolümsün sana hayranım seni şöyle seviyorum seni böyle seviyorum " diyen bir insanın sizden nefret etmeye başlaması ve kötülük yapması, normal mesafede bir insandan kötülük görmenizden çok daha yüksek bir ihtimaldir.. 

Sizi sürekli öven insanlarla yakın arkadaşlık etmekten kaçının.  Mümkünse bunun olmasının önüne geçin.. En büyük darbeleri onlardan alacaksınız çünkü..

Güzel gibi görünen bu durumun size sayısız zararı olurken , öven kişinin de bir süre sonra övdüğü konular gözüne batmaya başlayacak ve bunu size de yansıtacaktır..

İnsanlar sizi sevebilir, imrenebilir ama daha ötesi bambaşka bir duygu.. Hayranlık, bir süre sonra baş edilemeyen ve nefrete dönüşmesi en muhtemel duygudur.. 

*Son olarak, sosyal medyanın, özellikle ınstagramın illüzyonuna aldanmayın.. 

İnsanların en güzeli, en düzgünü, en iyi görüntüyü paylaşma eğiliminde olduğunu ve bu tür fotoğraflarda çeşitli efekt ve ışık programları kullanıldığını unutmayın.. 

O evlerin temiz ve düzenliyken fotoğraflandığını, her zaman o fotoğraflardaki gibi tertemiz ve düzenli görünmediğini ve fotoğraf sahiplerinin hayatlarına 7 / 24 tanıklık edemeyeceğinizi, kimsenin göründüğü kadar mutlu hayatlar yaşamadığını bilin..  
Kendinizi, evinizi, hayatınızı gördüğünüz mis gibi, ışıl ışıl fotoğraflarla kıyaslayıp mutsuz etme hatasına düşmeyin.. 

Alacağınız tüm önlemlere ve onca emek vermenize rağmen bazen yetişemeyeceğinizi, işlerin yolunda gitmeyeceğini, kendinizi sıkışmış ve sorumluluklarınızın altında ezilmiş hissedeceğinizi bilin ve benim ara ara yaptığım gibi bu durumlarda oturup ağlamaktan yani rahatlamaktan çekinmeyin :)

Sizin gibi milyonlarca kadının aynı duyguları yaşadığını, ve dünyanın en zor mesleği olan annelik ve ev hanımlığını çoğu zaman başarıyla götürdüğünüzü aklınızdan hiç çıkarmayın..

Çocuklarınızı kendiniz büyütüp, evin tüm yükünü yardımcısız tek başına kaldırmak zorunda olduğunuz bir hayatınız varsa, hele birde çalışıyorsanız,  tüm bunları başarabildiğiniz için kendinizle gurur duyun..

Hoşçakalın ;)

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

2 Ekim 2015 Cuma

TARİF : KOLAY KALP KURABİYE

Oldukça pratik az malzemeli kolay bir tarifle buradayım yine.. 
Genelde çocuklar yemeklerini yerken 5 dakikada hamurunu hazırlayıp, zaten yavaş yiyorlar onlar daha sofradan kalkamadan yetiştirebiliyorum.. 
Tarifte 1 saat buzdolabında beklet yazıyor ama ben henüz hiç bekletmedim :) Bekletince daha iyi olur belki bilemiyorum lakin bekletmeden de enfes oluyor ve aynı akşam bitiyor genelde.. 

Tarif hemen aşağıda..


Kalp Kurabiye

Malzemeler : 

3 Su bardağı un
1 Su bardağı pudra şekeri
250 gr yumuşak margarin ( Teremyağ kullanıyorum ben göz kararı )
2 Yumurta sarısı
1 Paket vanilya

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri karıştırıp yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Buzdolabında 1 saat beklettikten sonra, kalıp veya elimiz yardımıyla istediğimiz şekli verdikten sonra 200 derecede 10 dakika kadar pişiriyoruz..


Tercihen üzerini dekor şekeri ile süsleyebilir, ( ben bu aşağıda görünen ürünü kulandım ) sunumunuza bi tık üste taşıyabilirsiniz.. Farklı sunum şekillerini de ilerleyen günlerde paylaşacağım inşallah..


Afiyet Olsun.. 

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım :

İletişim : catikatiilkay@gmail.com

Mause

Mause

Amung

linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

STAT COUNTER IP PROGRAMI

Alexa

pint it